MASAL BİTTİ...

Dün gece seni gördüm rüyamda, ağlıyordun, allak bullak oldum bir anda;
gözyaşlarını saklıyordun, öylece bakıyordun, duruyordun bu yanda.

Bir gizsin sen, bir derince iz, olamam sensiz. Rüyada bile olsa
ağlama bensiz...Durma öyle sessiz, yakarken gözlerin içimi, değişmesin
bakışının biçimi; bir yosunlaşır, bir hatırlatır çimi; eriyorum gözlerinin
derinliğinde, bir geceyarısı serinliğinde...

En sultan yıllarımı sana adadım, her yılın dörtte birini budadım, üçte
birini boş şişelerde kutladım, kalanını uykuda... En güzel yıllarımın katili
sendin, sen vurdun beni prangalara, ya sen, ya kahpe gülüşün, ya beni tutsak
edişin en yaşlı totemlere? Ya özgür kaldığımı sandığım gecelerimi perde
edişim sarışın saçlarına, ya o yeşilin binbir tonuyla kahpe bakışın, sen
vurdun beni arkamdan, sendin beni kalleş kurşunların hedefi eden, sendin
vuran beni en derininden, bir türlü gitmiyor gözlerimden ihanetin, ben
bedelini herkesten fazla ödedim...

Az mı kutladım başarını boş şişelerde, az mı çektim zifiri karanlık
gecelerden, bir türlü sabah olmak bilmiyordu, ben gündoğumunu beklerken sen
başkalarıyla kadeh tokuşturuyordun! Tek dostum kumsalımız ve kanatlarına
adımızı yazdığım martılar olmuştu; sen gitmiştin, ben bitmiştim, deniz
kirlenmişti, mavilikten eser yoktu, sadece ihanet çoktu...

Bu gece çok şey değişmeli, en yaşlı totemi öldürmeliyim içimde,
tabuları yıkmalıyım bir bir, ayaklarım sana koşmamalı sicim yağmuru gibi,
kahpe gülüşlerine, sarhoş ağlamalarına aldanmamalıyım, içimden seni söküp
atmalıyım...Önce bir yılı dörde bölmeliyim, ardından dördü onikiye, onikiyi
ikiyle çarpmalıyım, artı üç, eşittir sana harcadığım yıllar...Yılları
yakmalıyım, seni yıkmalıyım, içimden atmalıyım, kahpe gülüşlerini
unutmalıyım...

Ve masalımda, rüyalarımda özgür olmalıyım adımın anlamı gibi,
tutsaklık bitmeli, hüzün gitmeli, eskiden kalma ne varsa yitmeli, acılar
dinmeli, kendimle barışık olmalı, kendimi sevmeliyim, seni silmeliyim,
ölmeden kurtulduğumu görmeliyim, hiç tatmadığım mutluluğu artık
tatmalıyım...Yaşadığımı bilmeliyim...

Hatırlar mısın sana hep derdim : " Gitme kal, bitmesin bu masal..."

Masal bitmeli, sen gitmelisin, bitmelisin, kimbilir kimin koynunda
sabahlarken beni unutmalısın, hiç bir aşk yeryüzünde bu kadar uzun sürmedi,
objenin doğasına aykırı bu durum, eski istasyonun terkedilmiş eski bankından
kalkıyorum ve dışarı çıkıyorum...

Güneş tam tepede, yeryüzü nasıl da aydınlıkmış, unutmuşum, bir deniz,
bir kumsaldır tutturmuşum, bu zamanda, bu asırda, içimde binbir kasırga
oturtmuşum...

Erden alabildiğine mavilerde şimdi, ne varsa bende kalan, al, tut, ister
beni an, istersen unut, artık başımdaki pembe bir bulut...

Uzatıyorum al, senin olsun masal...

Mavi yolculuğa çıkıyorum uzunca bir süre, döndüğümde ulaşılmaz yıldızlar
sönmüş olacak, ay geceleri dünyamı aydınlatacak, başka gözlere bakabileceğim
artık ne renk olursa, onlara gülümsiyeceğim, soğuk durmıyacağım
kimseye, göreceksin, sensiz de yaşıyacağım, duyacaksın, şaşacaksın ...

Ve biriciğim, "bebeğin" gitti, Erden gitti...

MASAL BİTTİ...


ERDEN ERKİN / BURSA...