|
BİR AVUÇ MOR ÇAKILTAŞI
Ağlıyorum.gözyaşlarım sulusepken olmuş iniyor dağlar
boyunca.İçimde volkanlar patlıyor,rüzgarlar savuruyor tüm alışkanlıkları.Bir
uçurumun başından aşağı kanatlanmak istiyorum.Uçmak,uçmak.en uzak denizleri
aşıp bilinmeyen bir kıtanın isimsiz sahiline vurmak istiyorum.suların
kumları usul usul okşadığı sessizliğe açmak gözlerimi.yorgun kanatlarımı
belli belirsiz ve belki de hiç alışkın olmadığım bir beceriyle alev alev
güneşin kollarında kurumaya bırakıyorum.
Sessizliğin ilk kez bu denli sihir dolu olduğunun ayrımına varıyorum ve onu
nasıl özlediğimin.
Özlem, sessizliğin huzur dolu koynuna özlem..boylu boyunca yattığım kumların
üzerinde kendimi güneşin koruyucu kollarına bıraktığım isimsiz bir sahile
özlem.dahası kendime özlem.
Rüzgarlar savuruyor bütün alışkanlıklarımı.çiğneyip gidiyor üzerlerinden
düşlerim,düşüncelerim.beynimden yüreğime bedenime iniyorlar hızla.ve sudaki
ayaklarıma ,ayak parmaklarımdan denize kavuşuyorlar .derin bir rahatlama
yaşıyor tüm hücrelerim.Usul usul kumlara dokunuyor deniz.oradan
bedenime.Kollarımın yerinde bir çırpınış vuruyor hızla kumlara.Yüzüm gözüm
kum doluyor.yanım yörem deniz.
Gözlerimden deniz geliyor oluk oluk..başım sanki bir kaya.kanatlanmak
istiyorsam da kımıldayamıyorum olduğum yerden.
Denizin orta yerinde küçük mor bir ada varmış..öyle farz ediyorum.Köpük
köpük olmuş tüm özlemlerim ve bir mor ada düşlüyorum minicik.sevgilerin
katıksız ve kuralsız olduğu.Kötünün ayağını bile atamayacağı.Yaşamak zorunda
olduğum bütün alışkanlıklarımdan arınıp orada huzura erebileceğim ada..
Avuç avuç mor çakıl taşları toplayacağım kıyılarından.Özenle bir büyük
yaprağın üzerine dizeceğim hepsini.bir dostluk başlayacak gözlerimde
sıcacık.Tek tek elime alıp koklayıp öpeceğim .her biri bir canımın kokusunu
getirecek buram buram.Yüreğim titreyecek,kirpiklerime deniz gelip
oturacak.damla damla karışacağım derin lacivertlere.
Sessizliğimin bütün öfkelerini,sabırlarını,yüreğimin tüm susturulmuş
çığlıklarını akıtacağım çakıllarıma.Sonsuz tolerans sunduklarımı,hak
etmedikleri halde tüm bağışladıklarımı,hak etmedikleri halde haksızlık
ettiklerimi hepsini ama hepsini tek tek sıralayacağım büyük yeşil yaprağın
kalın damarlı gövdesine.
Telefon,elektirik,su,aidat,yakıt gibi sıradan sıkıntıların beni bitirmesini
istemediğim o geride kalan yaşamı özlemeyeceğimden eminim artık.hiçbir
şeysiz yaşayabileceğim küçük mor bir adam var.Çakıllarım sessizliğin içinde
bütün sesleri çıkarabileceğim dostlarım.irili ufaklı mor çakıl
taşlarım.arkadaşlarım.
Başım hala bir kaya gibi ağır kumların üzerinde.kanatlarım boşuna çırpına
dursun bedenim sanki yapışıp kalmış ıslak kumlara.Ayaklarım denizde öylesine
hareketsiz.ve beklentisiz.Bir derin uykudan uyanamıyorum sanki gözkapaklarım
asırlarca hasret kalmış gibi birbirini çekiyor özlemle.Sonunda yenik
düşüyorlar inatlaşmalara.
Araçların motor seslerinin beynimi yiyen haykırışları ile gerçek gelip
oturuyor düşlerimin üzerine.çocukların canhıraş çığlıkları sanki yüreğimi
törpülüyor.havalimanından yeni kalkan bir uçağın sesinde uçup gidiyor mor
ada'm kendi bildik yerine.başım yastıkta sanki bir kaya
..kaldıramıyorum.Bedenim yatağıma yapışmış,kollarımın yerinde bir
ağırlık.bakıyorum göz ucuyla.Kollarımın yerinde kocaman beyaz kanatlar,
kaplamış yatağın tamamıma yakınını.Ve üzerlerinde ışık ışık mor yansımalar
görüyorum hayretle..
Mor çakıl taşlarım parıldıyor beyaz büyük kanatların üzerinde..dışarıdan
yine günlük bildik hayatın sesleri sızıyor odamın içerisine.
Bir derin sessizlik özlüyorum .bir derin mor kıyı bekliyorum.Özlemlerimin
hiç de ulaşılmaz olmadıklarına inanıyorum.
Mor çakıl taşlarımın gölgesinde.hiçbir şeysiz kalmak istiyorum.Hiçbir
şeysizliğin verdiği alışkanlıkla .bir deniz kıyısına varıp son kez bir can
için küçük bir mor taş atmak istiyorum denizin mavi kollarına.atabildiğim
kadar uzağa..
O kocaman sessizliğin içinde sadece o mor çakıl taşının denize kavuştuğu
andaki ses gelip otuveriyor yüreğimin neredeyse bütününe.
Çakılımın ait olduğu yere kavuşmasının hazzını tadıyor bütün ruhum..ve artık
ağırlık yapan ,acı katan,mecburen bağışlanmış ne varsa akıp gidiyor o
çakılla derinliğin karanlık kollarına.hızla.
Ağlıyorum.gözyaşlarım sulusepken olmuş iniyor dağlar boyunca.İçimde
volkanlar patlıyor,rüzgarlar savuruyor tüm alışkanlıkları.Bir uçurumun
başından sonsuzluğa kanatlanmak istiyorum.Uçmak,uçmak.en uzak denizleri aşıp
bilinmeyen bir kıtanın isimsiz sahiline vurmak istiyorum.
Bir avuç mor çakıltaşını kulağıma götürdüğümde .işittiğim ne varsa
anlatabilmeyi başaramıyorum ne yazık ki.sadece benim duyabildiğim bu sesleri
aktarabilecek kelimeleri bulamadım henüz.lakin görebildiklerimi az da olsa
anlatabilmiş olmayı umuyorum.
Yüzüm gözüm kum doluyor.yanım yörem deniz.
Gözlerimden deniz geliyor oluk oluk..başım sanki bir kaya.kanatlanmak
istiyorsam da kımıldayamıyorum bile olduğum yerden.
Taş olmuşum deniz diplerinde.en derin sessizlikte.ceplerimde ise yakamozlar
ve çakıllarım.derin lacivertlerin içinde mor ışık yansımaları dalgalanıyor
bir deniz kızı gibi..sihir dolu bir anlam katma çabasındayım bu
farkındalığa.Ama verecek bir isim bulamıyorum ne acı ki.
Küçük mor ada ve bir avuç mor çakıl taşının ışıltılı gölgesi yansıyor odamın
duvarlarına.dışarıda ise hayatın bildik sesleri törpülüyor bir günü daha.
Bunca sesin içinde sessiz kalabilmek .
Sessiz ve kokusuz..oysa ben sessizliğin kokusunu özlüyorum.taze sabahların
bitmediği gibi bu özlemde bitmeyecek biliyorum.bekliyorum.
SEVGİLERLE KALIN...
EGEM UĞUR
|