Güne mutlu başlamak için bir sebebi vardı .. her sabah aynı saatte camda beklerdi onu..
uzaktan da olsa sevgiyi yaşıyordu doyasıya.. o ulaşılmasının zor olduğuna inandığı bir sevdayı küçük kalbinde, benliğinde yeşertiyordu umutlarıyla.. aslında birkaç kez yüz
yüze gelmişlerdi sabahları pencereden onu izlerken.. utanmış ve kaçmıştı defalarca içeri bir suçlu gibi, ürkek bir ceylan gibi.. nereden anlayacaktı onu beklediğini ama kendisi biliyordu ve anlatılması zordu bunu kendine kabul ettirebilmek.. belki o da farkındaydı her sabah beklendiğinin, özlendiğinin..birkaç sabah bekleyemedi sevdiğini pencerelerde.. göremedi onu, unutmaya yüz tutmuştu yüzü hafızasında.. bazen hastalığına lanetler okuyordu, sadece onu sevdiğinden ayıran , onu
uzaktan da olsa görmesini engelleyen hastalığına.. ama çaresi var mıydı .. bir hastalık tüm vücudunda yüz tutmuş ve ona gelecek hayalleri kurmayı yasaklamıştı.. elinde değildi.. yazdan kalan son güneş ışıklarının odasına yansıdığı bir sabah yatağında ona yasak olan hayalleriyle avunuyordu.. diğer günlerde olduğu gibi.. ve ısrarlı çalan zilin sesiyle kendine gelebildi o anda.. ama kapıyı nasıl açabilirdi
ki , evde kimseciklerde yoktu.. kapı çaldı, çaldıı.. önemli olabilirdi. yatağından doğruldu yerde emekleyerek kapıya doğru yöneldi.. kapıya ulaştığında
farketti ki yetişememişti kapının arkasındaki kişiye.. emin olmak için kapıyı açtı ve kimse yoktu ama yerde bir mektup vardı..mektubu aldı ve merakla, heyecanla yatağına doğru yöneldi.. gönderen kısmında isim yoktu kimdi acaba? içinde neler yazılıydı? kafasından
bin bir sorular geçerken zarfı açtı ve gözlerine inanamadı.. mektup ondandı her sabah yolunu gözlediği, hayallerini kurduğu sevdiği insandandı.. o sevinçle gözyaşlarına hakim olamadı ve mektubu okumaya başladı, defalarca okudu, okudu.. okudukça mutluluğun gözyaşları akmıştı gözlerinden.. bir merhabayla başlayan ve onu bir süredir göremediğini ve merak ettiğini belirten satırlar vardı mektupta.. ve onunla buluşmak istediğini belirten satırları ezberlemişti defalarca okumaktan.. birden kendine gelmesi gerektiğini farketmiş çok geçmeden .. sahip olduğu bu hastalık ona sevmeyi, sevilmeyi , mutluluğu yasaklamıştı..
biliyordu ki sevdiği kişiye yada onu seven kişiye verilecek kalbindeki büyük sevgiden başka hiçbirşey yoktu.. kimse onu böyle istemez, beğenmezdi.. o hayalleriyle yaşamayı tercih etmek zorundaydı.. cevap vermelimiydi yoksa sessiz kalıp uzaktan seyretmelimiydi sevdiğini.. hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.. çaresizliğine isyan etmekten başka ne
yapabilirdi ki ..? ve o an şu kelimeler döküldü ağzından;
sevmek seni yaşamak demek sevdiğim
özlemle beklemek benim için mutluluk demek sevdiğim
hayallerini kurduğum, özlediğim sevdiğim
seni uzaktan seyretmek bana yeter sevdiğim
çaresizim , çaresizim sevdiğim
çaresizliğim ayrılığımız olacak sevdiğim....
ve sadece bu satırları yazıp yollayacaktı sevdiğine.. hep hayalini kurduğu sevgiye hep uzak kalacaktı.. acılarına ortak etmeyecekti sevdiğini.. ulaştıracaktı bu satırları sevdiğine...ve artık kendi yalnızlığında kaybolacaktı...hastalığıyla mücadele edecek güç bile kalmamıştı yüreğindeki bu acıdan sonra..günler geçti bir yolunu bulup gönderdi mektubunu...acı dolu satırlar vardı mektubunda ve gözyaşları süslemişti
mektubunu..biliyordu ki kazanmadan kaybetmişti ve kaybetmeye mahkumdu..
ısrarla çalan kapı ziline uyandı irkildi yatağından...hiçbir çaba
sarf etmedi kalkıp kapıyı açmak için ama okadar ısrarlı çalıyordu ki dayanamadı ve kapıya doğru yöneldi..kapıyı açtığında karşısında koca bir demet gül ve sevdiği vardı..ona hiç fırsat bırakmadan sarıldı ona sevdiği
hem de sımsıkı bırakmamacasına..o da karşılıksız bırakamadı bu kucaklamayı...artık akan gözyaşları mutluluğun gözyaşlarıydı..biten hasretin gözyaşlarıydı...çıkarsızca seviyor ve seviliyordu..acılarını unutturan bir sevgiye sahip olmuştu..ve
her zamanki gibi sevgi galip gelmişti...
MüGe Nalbantoğlu...
|
|