|
RAKAM
MAĞBETLERİ YADA HARFLERİN ÖLÜMÜ
Ne
şiirler var dudaklarımızda sevdiklerimize okunacak. Ne mısralar saklı
defterlerimize karaladığımız. Şarkılar çoktan sevda denizlerinden
demir almış. Selamlar karşılık bekliyor, sevgiler çıkar, umutlarımızda
“rakamlar”
Tarihin hiçbir döneminde bu
kadar yozlaşmadı insanlık, bu kadar “rakamların” kulu kölesi
olmadı. “Rakamsal yalnızlıklar ”ın derinliğinde kaybolup gitti
bütün değerler.
Oysa hep bana konuşmaların harflerle, hecelerle, kelimelerle, cümlelerle
yapıldığını anlatırlardı. Dostlukların sevda sözcükleri, yürekten
gelen tebessümle olduğunu söylerlerdi. Harflerdi bütün güzellikleri
insan kanaviçesine işleyen el.
Yanıldığımı anlamam,
uzun sürdü, önceleri inanmadım, sonraları alıştım. Kelimenin altın
saltanatını “rakamlar” almıştı. Artık harfler dilsiz rolünü
üstleniyor, konuşmalar “rakamsallaşıyordu”
Eskiden paylaştığımız
kuru ekmek “ rakam ”oldu. Çeşmelerden başıboş akan sular boru
kalıplara sokulup, evlerimizdeki musluklardan bardaklarımıza
“rakam”olarak akıtılıyor. Evlerimiz, arabamız , elbiselerimiz, işimiz
“rakam”larımızın büyüklüğünü gösteriyor. İnsanların içinde
sahip olduğumuz “rakam”lar kadar değer görüyoruz. Bir birimizi için
söylediğimiz tek söz var “ kaç rakamlık adamsın”
Anne ve Baba sevgimiz bize bıraktıkları “rakam” kadar. Kardeşliğimiz
“rakamlar” çakışmadı kadar güzel. Dostluklarımız getirisi
olan “rakamlar” kadar ömürlü.
“Rakam”lar kadar aşk taşıyoruz
yüreklerimizde. “Rakam”lara veriyoruz kızlarımız. “Rakam”
belirliyor aşık olacaklarımızı.
“Rakam”ların hayalini
kuruyoruz çıkacak ikramiyelerde. Alın teri “rakam”sal bir anlam
ifade etmiyor. Kavgalarımız “rakam”, sevdalarımız “rakam”,
umutlarımız ”rakam” ,
Bu
kadarına razıydım aslında, bu kadarına teslim olmuştum. Ta ki
insanlar “Rakam Mabetleri” yaptırana kadar. İlahi mabetler
unutulana kadar. Camilerden kurtuluşa çağıran (Hayye ale’l felah)
ezanları duyan yok. Kilise çanları harflerin ölümü için çalıyor.
Birkaç Yahudi ağlama duvarında “rakam”ların pişmanlığı için
ağlıyor.
“Rakam Mabetleri” inşa
edilmiş dünyanı her yerine. Her yanda hipodromlar, stadyumlar,
salonlar, borsa binaları, bankalar,Döviz büroları, kumarhaneler,
gazinolar…
Yükselen kağıtlar, alçalan
değerler, fırlayan faizler inen dostluklar, tökezleyen atlar, burun
farkı ile yiten umutlar, direkten dönen goller, bir türlü gitmeyen
beraberlikler, bir türlü dönmeyen zarlar.
Dev ekranların altlarından
kayan rakamlar, dostlar, sevgililer, değerler, ahlak, insanlar, mutluluklar,
yarınlar, umutlar, (…)
Hasan Mahir
www.hasanmahir.com
|