ARTIK KORKMUYORUM
Gecenin yarısında,
gürültüye açtı gözlerini birden. Kalbi hızla çarpıyor,
nefesini ayarlayamıyordu.. Yorganı iyice üzerine çekti. Karanlık
sessizlikte, onu uyandıran sesin ne olduğunu bulmaya çalıştı.
Hiç ses gelmiyordu.
Ama onu uyandıran neyse, bulmak zorundaydı. Korkmuştu ve
yeniden uyuyamayacağını biliyordu. Yavaşça yorganı sıyırdı üzerinden,
yataktan kalktı. Bir yandan ses duymaya çalışırken, bir yandan da
odadan koridora doğru yürüdü.
Sokak lambasının
ışığı evin içindeydi. Gölgeler dolaşıyordu sanki. Işığı
yakarsa, gideceklerini düşündü. Hızla, tek tek bütün odaların ışıklarını
yaktı önce..
Kapı ve kanepe
arkaları boştu. Perdeler zaten açıktı, arkasında bir şey
olamazdı. Odaları birer birer dolaştı. Mutfak, banyo, tuvalet..
Yok, kimse yoktu. Tüm eşyalarıyla evin içinde yalnız olduğundan
emin oldu.
Derin bir soluk aldı.
Rahatlamıştı. Yeniden ışıkları kapattı. Mutfağa gidip, en büyük
bardağına su doldurup içti. Bir sigara yakıp, az önce gölgelerinden
korktuğu salonda, arkasının boş olduğundan emin, kanepesinde
oturdu bir süre..
Kalp atışları yavaşlamış,
yeniden sakinliğine kavuşmuştu. Ama az önce yaşadığı korkuyu
unutamamıştı...
Sık sık, bu gece
olduğu gibi, sıçrayarak uyanıyordu uykusundan. Yalnız
kalmaya karar vereli iki yıl olmuştu ve bu iki yıl içinde
defalarca yaşamıştı, aynı nedenle bölünen geceleri..
Geçmişini düşündü
yeniden. Yalnız olmadığı, önce anne-babasıyla geçirdiği yılları,
sonra eşiyle.. Hep huzurlu ve sakindi o yılların gecelerinde. Güvendiği
insanlarla birlikteydi. Korkmasına hiç gerek yoktu, kötü bir şey
olduğunda, onu koruyacaklarını biliyordu.
Çocukluğundan bu
yana, hep birileri sağlamıştı yaşamda güveni ona. Bunu artık
çözmenin zamanının geldiğini düşündü. Bundan sonraki yaşamında,
tek başına göğüslemek zorundaydı herşeyi. Güçlü olmalıydı.
Korkularının üzerine gidip, onlardan sıyrılmalıydı.
Evi en rahat, en güvenli
yeriydi. Hem ayrıca güvenli yer neydi ki? Yaşam sürprizlerle
doluydu ve en güvenli yer denilen yerde bile, insanların başına
olmadık şeyler gelebiliyordu.
Neydi korktukları?
Yaklaşan savaş, ekonomik sıkıntılarla birlikte, gelecek korkusu..
Başına bir şey gelmesi, acı duymak, belki hep yalnız kalmak, işinde
ya da ilişkilerinde başarısızlık, hastalık, belki ölüm...
Bunlar yaşamın gereğiydi ve korkup beklemenin anlamı yoktu ki. Güzel
ve iyi için, çabalamak gerekiyordu.
Kendi ürettiği
korkularının, aslında kendine güvenle ilgili olduklarını düşündü..
Önce kendini tanımak, sevmek ve güvenmekle başlayacaktı korkularını
yenmeye. Ve tanıyıp sevdikçe, özgüvenini sağladıkça, iş
ve özel yaşamındaki ilişkilerini daha sağlama oturtacak ve yaşama
bağlılığı artacaktı.
Sonuçta, güzel ve
doyurucu geçirilmesi gereken zamandı onun için yaşam...
' Pozitif
Düşünce ' diye geçirdi aklından.. Onu uyandıran ses, sokaktan ya
da apartmanın diğer dairelerinden gelmiş olabilirdi. Kendi
sakarlığıyla, ters bir yere bıraktığı eşyasının düşme sesi
bile olabilirdi..
Gülümsedi.. Öyle
ya, gece duyduğu her ses, elinde bıçak onu öldürmeye gelen biri
ya da bir hırsız olmayabilirdi. Hem hırsızlar bu evde ne
bulacaklardı ki?
Sigarasını söndürdü.
Camı açıp, gecenin ayazından derin bir nefes çekti içine.. Çevreye
göz gezdirdi. Çöpleri karıştıran iki çocuk ve bir adam gördü,
sokak lambası altında. Karşı köşede, onları izleyip, çöp
sırasının kendine gelmesini bekleyen bir köpek.
Bahçede çimler
beyazlaşmıştı. Arabaların camları da öyle. Su birikintileri
donmuş, parlıyordu.. Gökyüzüne çevirdi başını. Bulutsuz ve yıldızlı,
dondurucu bir geceydi...
Yeniden o iki çocuk
ve adama çevirdi gözlerini. Aradıkları herneyse, orada işleri
bitmişti. El arabalarını ite ite, bir diğer çöpe doğru yol almışlardı.
Üşüdü..İçi titredi..Düşündü yeniden..
Sıcak evinde ne
kadar lüks olduğunu düşündü, yaşadığı korkularının...
Camı kapattı. Odasına
gidip, yeniden yattı. Yorganını üzerine çekti. Şanslı olduğunu
düşündü bir kez daha...
Berna HANCI
|