Uzun hayallere sığmayan bir zindan gibi, ellerimi hayallerinde titrettim ve
gölgen şarkılar söylerdi hep bana… baş başa kalırken ince nezih vücutlarında
arasında ve ben hep yalnızlığımla baş başaydım ve de senin yokluğun…
Dilimin ucuna hepse ittiğim sırlarımı artık sensizliğimle paylaşıyorum bir
sokak çeşmesi gibiyim, bekliyorum, gelenler geçenler yağmur çamur ve son
sözlerimin ardından gözlerime olan küslüğüm, küçük bir sevgili gibi dolaşırken
en kuytu yerlerde hayalinle yoğrulurken, biz hep ordaydık sabah uyumuştu, gece
atlı karıncalar gibi nefessizken, sana ihtiyacı olan bir çift göz vardı bu
gece… ve her gece
Ve geçiyor artık gözlerimin önünden beyaz gölgeler, oysa suya yazılan mektup
gibi, meltemsi bir korkunun hüznünde, harflerini bağladım gözbebeklerime, öbek
öbek açılan hislerini saati gelip açılan bir papatyanın ayak uçlarına
bıraktım…
Ve sıyrılır gibi yılanlardan bir gömlek sonrası anlamsız bir hiç… sensizliğin
sonrası dayanlmaz olur, soğuklukla birlikte, gecenin güneşle kavgasını
seyreder dururum, gündüzleri gelecen gibi kokuyor yalnızlığım, loş bir sokak
lambası mutluluğu gizlenir gece yarılarıma, tüm şehir uykudayken demir
parmaklıklardan içeriye süzülen bir kurnaz bir ateş düşersin ince kafeslere,
sensiz bir şehir, ve yatağım olur, derin bir duvar…sırdaşlık ederken
kaldırımlar ve sönen her pencere ışığına yenilirdim, işte o zaman biterdi
hayallerim işte o zaman biterdi ümitlerim ve işte o zaman biterdi her şey ve
sen…
her doğan günün ilk heyecanına saklamak kadar , hiçbir şey ümit vermez senin
kadar, geçtiğim her duygulara ayak izleri bırakırken, bir yolcu treni gibi düz
ve sade duygularımla yenik düşerdim, her kandil akşamlarında. Ve sonra
biriktirirdim sensiz geçen gecemi bir önceki günüme teslim ederdim çiğdemsi
dokunuşla…
umutlarım teker teker ölürken, şehrin öbür ucunu bilmeyen bir dilenci gibi,
ter ve kan izdivaç ederken siluetlerde, dolunaya vaat ederken yeminleri soğuk
pusuya yatan bir ceylan hüznünü aradım ,oysa ki sen yoktun yanımda, ölürken
ben birer birer atlas yataklara uzanan yatalak bir kirpi gibi yağan kara inat
ederken göğsüme inen bir hançerin sızısını bıraktım şehrin en kutsal yerine…
isminin ortasına canımı, varlığının arasına bedenimi, verirken alçakça
gürültülere aldırmadan terennüm ettim hülyalarını, sokak köpeklerinin
soluğuyla ısınırken…
ve yetmiyor artık gücüm, gidişin bir ihtilal gibi büyürken yıllarımda, kıraç
yüreğimi lodosa veriyorum ve en kırmızı yaprakları bu şehre armağan ederken,
şahit tutuyorum ölüleri gözbebeklerine. Nefesim sellere karışıyor, bir
yamyamdan ödünç aldığım tadı sabır kokan her kelimene armağarn ediyorum. Güle
güle deyişini…ve son gidişini ve son damlanı…ve içimden haykırıyorum ecinniler
şahit, geri gel nolur geri gel…
Şimdi yağmura susuz bir şehir gibi, Sensiz günleri ekiyorum, kurumuş
göz çukurlarıma. Bensiz bir hüzün gönderiyorum; Ve tüm terk
edilmişliğimle sana ! Yalnızlığıma inat gözyaşı bırakıyorum, En
derinimde yaşlanıyor, tüm söylenmemiş sözler…
Hayatın en acınmaz sırları .İçimin kuytularına birikiyor hüzünler Ve
senden geliyor en sahipsiz düşler. Dokunsam ateş oluyor gölgen, Buz
kesiyor ruhun . Hep yanındayım uzağına kaçsam…Şimdi sürgünüm kendime,
Alev buğulu rüzgarlarda üşüyorum. Ne zaman arasam kendimi içimde,
sende kayboluyorum. Bilmiyorsun ki; sen bende ne kadar çok yakınsın…
Öyle acıtıyor ki beni, İçimin yollarındaki ayak izlerin. Kaç adım
daha uzar hayat söyle, Geceler beni sana sürükledikçe…geceler bana seni
hatırlattıkça…
Yağmur düşünce kirpiğimin üzerine, sen gecem oluyorsun. Ama ben
boğulurken gecemde, Sen gözlerimden firari süzülüyorsun. Şimdi tüm
gidişlerin çağırıyor beni bende yetim yağmur taneleri…sende anlamsız
hüzünler…
Sahipsiz yalnızlığıma dokunuyor ellerin, Bense çocuksu bir ruhla
üşüyorum. Sahipsiz bakışlarından; gözlerinde ölmemeyi öğreniyorum. Şimdi
tüm kelimeler can çekişiyor aramızda , Ağzımızdan kanıyor ayrılık;
Kilitli dudaklarımız öfkeli yarına, yuva kuruyor kuytularımıza.
Yaralarım medet umuyor zamandan, Oysa unutmak ne zor hatırlamaktan.
İçi oyulmuş acılar hafifliyor omuzlarımda Ama bana en ağır yine sen
oluyorsun bu yasak şehirde…
Gitmem gerek senden. Göz yaşlarımla yüreğine yazıyorum, kurşun kalemle
yaşanmış bir hayatın özetini.. Sen sayfa sayfa okurken her geçen yıl
kendini Ben yolcusunu kaybetmiş bir yola başlıyorum. Ve seni acıtacak
olan; Ben seni severken terk ettim kendimi, seni, bu şehri …ve tüm
terkedilmişliğimle daha çok sevdim seni Şimdi tek bir adın kaldı
kulağımda sessiz sessiz yankılanan…
Hakan KIRBAŞ