BELKÝ DE HAYAT KOCA BIR YALAN
- Aglayamiyordum bile, artik gidecek baska bir yolum kalmamisti
lutfen anla beni.......
Kollarimin arasinda , kendinden gecmeden once soyleyebildigi son
sozcukler oldu bunlar....Sonrasi ise derin bir karanlik........Aylardir
icine dusmemesi icin ugrastigim ama bir turlu basaramadigim,
kendisini her gun biraz daha icine gomdugu o karanlik......bile
bile , isteyerek, aski ugruna hem de.....
Bir insanin ask yuzunden bu derece aci cekebilecegini bana
ogreten , o bir zamanlarin hayat dolu kadininin basucunda
duruyorum simdi ve giderek hayattan biraz daha uzaklasmasini
izliyorum. Ne benim , ne de doktorlarin elinden fazla bir sey
gelmiyor. Hayata kusmus, yasamak istemeyen bir insani zorla
baglayamiyorsunuz hayata. En azindan ben yapamadim. Butun cabama
ragmen basaramadim. En kizgin, en uzgun, en kuskun animda beni
guldurmeyi basaran o isil isil gozlerine bakiyor genc doktor.
Kucuk lambasiyla kontrol ediyor.
- Hic tepki vermiyor , diyor, oysa midesini tam zamaninda
yikadik. Kan degerleri de cok kotu degil ama, bir turlu tepki
vermiyor.
- Vermek istemiyor , diyorum , hayattan kendi istegiyle
uzaklasan bir insandan bahsediyoruz doktor. Kendi eliyle hayata
veda eden bir insandan ......tepki verecek dermani kalsaydi
savasmaktan da kacmazdi....
- Neden peki, diyor genc doktor , neden yaptigini biliyor
musunuz?
Bilmez olur muyum? Daha ilk gunden beri , tanistiklari ilk
gunden beri biliyorum ben herseyi. Zaten bunca zaman
dayanabildiyse biraz da benim sayemde, bana anlatabildigi icin ,
benimle paylasabildigi icin dayandi ya... Ama yetmedim ona ,
yetemedim. Dostluktan baska seye acti kalbi. Aska acti. Aslinda
aska da degil sadece onun askina acti ama olmadi. Olamadi. Uzak
gecen , konusamadiklari, haber alamadigi her gun biraz daha
yuklendi dostumun zaten kirilgan olan ruhuna, onsuzluga
alistigini soylerken aslinda son cabasini harcadigini
anlayamadim , hatta bir salak gibi sevindim. Boylece zamanla
unutur, bu imkansiz askini dedim . Ama iste simdi , bu bembeyaz
carsaflarin arasinda yatarken , carsaflardan daha da beyaz olan
yuzu ne kadar yanildigimi kanitliyor bana......
Butun bunlari dusunurken , hala bana bakan doktorun deminki
sorusuna cevap vermedigimi farkettim.
- Ask , dedim , aski yuzunden yapti.
- Siz arkadasi misiniz ?
- Evet, en yakin arkadasi oldugumu saniyordum ama yanilmisim
besbelli.
- Neden boyle dusunuyorsunuz ?
- Cunku butun cektigi acilari biliyordum ama bunu tahmin
edemedim. Hatta......neyse artik hic onemi yok. Onun icin de
onemi yok artik.
- Hayir, hala var. Hala umut var. Onu hayata geri baglayabiliriz.
- Olmaz artik cok gec. O “ artik aglayamiyorum bile” dedi
bana bayilmadan once. Oysa o kadar cok agladi ki sevdigi adam
icin, tahmin bile edemezsiniz. Agladikca bir umit vardi. Ama
artik hic konusamaz, hic gorusemez olmuslardi. Her gun saatler
suren konusmalari sonucunda nasil da parladigini hatirliyorum da
sesinin.........Onu hayata bagliyordu adeta... Ýnanir misiniz,
sabah konustugumuz zaman o gun henuz konusup konusmadiklarini
anlardim sesinden . O kadar etkilerdi onu sevdigi. Ama sonra,
malum ask hikayelerine dondu iste.... giderek seyreklesen
aramalar, araya giren uzakliklar, neyse doktor bu hikaye cok
uzun bos verin....
- Nobetim bitti sayilir. Sizin de dinlenmeniz gerek zaten...
Hastanenin yeni acilan restoraninda size bir seyler ismarlamama
izin verin. Hem burdan da fazla uzaklasmamis
olursunuz......Hastam hakkinda ne kadar cok sey ogrenirsem o
kadar iyi benim icin. Hem bunun tedaviye de yardimi olur..Lutfen....
Doktora baka kaldim bir sure. Idealist oluyor gencler diye
dusundum ama hosuma da gitti. Merak ediyordu ama meslegini de
unutmuyordu. Kabul ettim o ustunu degistirirdikten, yerine gelen
doktora , arkadasimla ilgili son durumu bildirdikten sonra
beraber indik bahcede yeni acildigi soylenen restorana.
Agaclarin altina serpistirilmis masalardan birine oturduk.
Kocaman semsiyeler yeni yeni isitmaya baslayan ilkbahar gunesini
engelliyordu. Farkina varmadan titremis olmaliyim ki doktor
- Isterseniz iceriye de oturabiliriz , dedi, butun gece
arkadasinizin basucunda bekleyince acik hava iyi gelir diye
dusunmustum ama eger siz...
- Hayir , burasi cok iyi. Gercekten de acik havaya ihtiyacim
varmis. Simdi farkettim.
- Ve iyi bir kahvaltiya da ihtiyaciniz var, dedi gulerek.
- Sadece cay lutfen , dedim gulumsemeye calisarak.
Beni rahatlatmaya calisiyordu , farkindaydim ve elimden geldigi
kadar aksilik cikarmamaya calisiyordum. Su anda evine gitmis
olabilirdi, benimle ve arkadasimla ugrasmaktansa ama burdaydi,
sirf bir cift kulak degil, bir beyin ve bir yurek de vardi
karsimda beni dinlemeye hazir .....
Gelen garsona “iki kahvalti lutfen” dedigini duydum. “ O
enfes elmali pastanizdan da iki dilim lutfen” diye ilave etti.
Son anda iki porsiyon da peynirli borek ismarladi.
- Bunlari yememe imkan yok benim, dedim, baska arkadaslariniz da
mi gelecek?
- Hayir sadece siz, ben, arkadasiniz ve onun aski olacak masada
, dedi, hadi anlatin artik su ugrunda olunesi aski.....
Arkadasimin askini anlatmak. Simdiye kadar hep dinlemistim oysa
ben. Hic baskasina anlatmamistim ki......Nerden baslamaliydi,
nasil anlatmaliydi sirf yurekle degil, butun bir bedenle , hatta
ruhla yasanilan o duygulari. Bir kadini gozlerimin onunde , en
umulmadik bir anda bulundugu cukurdan goge yukselten , ona
yasama , yeniden bir erkege ait olma, ona bir cocuk verebilme
istegi kazandiran, onu yucelttigi yerde en imkansiz hayallerini
gerceklestiren ama sonra farkina bile varmadan ordan asagilara
yuvarlayan o duygulari nasil anlatabilirdim ki......
- Tanistiklarinda, diye basladim en sonunda, esiyle cok buyuk
sorunlar yasiyordu Mine, ayriligin esigine kadar gelmislerdi ama
direniyor, hala kurtarilmasi gereken bir seyler kaldigini
savunuyordu. Hayatimda onun kadar askin gucune inanan baska bir
insan daha gormedim ben simdiye kadar. Sirf “ Ask her guclugu
yener “ diye dayaniyor , elinden gelen her turlu cabayi, bence
hic de gerek olmadigi halde hem de, sarfediyordu. Bitmisti
iliskileri , bunu o da biliyordu ama yine de mucadele ediyordu.
Tam o gunlerde tanistilar. Yildirim aski falan da degildi. Oyle
olsa bilirdim. Hemen hemen her gun konusuruz biz, o gunlerde hic
anlatmadi bana hayatina bir baska erkek girdigini, girmemisti
cunku henuz. Zaten bunu isteyecek durumda da degildi. Bikmisti
erkek kavramindan. Her yonden doyumsuz bir evliligi kurtarmak
icin o kadar caba harcamisti ki ... Yeni bir iliski o donemde
isteyecegi en son seydi. Cok yorgun, yipranmis ve sevgiye olan
inancini kaybetmisti. En cok da bundan korkuyordum ya. “Ask
her guclugu yener “ diyen arkadasim artik inanmiyordu aska,
sevgiye. Neyse iste, o gunlerde tanistilar. Tanismislar daha
dogrusu. Sonradan bir iki kez daha karsilasmis, ordan burdan
konusmuslar , zaten ondan sonra isin rengi degismeye basladi. O
zaman anlatti bana. Nasil olup da ayni zevkleri paylastiklarini
farketmisler once. Ardindan bir iki is yemegi derken olanlar
olmus iste. Her ikisi de olesiye asik oldular , belki adam daha
az, ama o da seviyordu o zamanlar, biliyorum. Nerden bildigimi
sormayin biliyorum iste. Ama cok buyuk bir sorunlari vardi. Her
ikisi de evliydi. Ustelik adamin cocugu bile vardi. Ve cok daha
onemlisi adam karisini da seviyordu ayni zamanda. Garip degil mi
doktor?
Doktorun butun dikkatiyle beni dinledigini ve onundeki tabaga da
fincana da dokunmadigini gorunce “ Biraz ara verelim
isterseniz? Siz de tabaginizdakileri bitirin . “ dedim . Ancak
o zaman nasil da pur dikkat beni dinledigini farketti. “Siz de
en az benim kadar acsiniz , size anlatmaniz icin baski yaparak
istemeden sizi de ac birakiyorum . “ dedi . Ikimiz de bir sure
sessiz kalip tabaklarimizdakilerle ilgileniyormus gibi gorunsek
de ben kendi hesabima hep Mine’yi dusunuyordum ve olumsuz
askini , onu olume goturen olumsuz askini.....Konusmaya
basladiginda doktorun da aslinda ayni seyi dusundugunu anladim.
- Aslinda bu mumkun, ayni anda iki kisiyi birden sevmek yani.
Ayni sekilde olmaz tabii. Ayni nedenle de olmaz. Ama sevebilir
....Muhtemelen adamin evinde de yolunda gitmeyen seyler vardi.
Belki farkindaydi belki degildi ama muhakkak vardi. Insan her
bakimdan dort dortluk bir iliski yasarken pek de olasi degil su
veya bu sekilde baska bir sevgiye kapilmak....Ya da en azindan
ben oyle dusunuyorum.
- Ben bunun daha cok ayri insanlarda farkli ihtiyaclarini
karsilayan bir sevgi oldugunu dusundum ama Mine hic sorgulamadi
askinin sevgisini. Hic bir zaman .. Hatta bana bir keresinde
kendisini cok suclu hissettigini, cunku sevdigi adamin aslinda
evinde mutlu oldugunu soylediginde, ona bunun mumkun
olamayacagini soyledim ama inanmadi onceleri. Sonralari, sanirim
o da dusununce hakli oldugumu anladi.... Bir sekilde bir aclik
vardi evde , yoksa Mine olmazdi. Mine’ye yer olmazdi.
- Sonra ne oldu peki? Her ikisi de evliyken bir araya gelmeleri
cok zor olmustur.
- Zor olmadi. Bir araya gelmediler cunku. Her ikisi de yanip
tutusuyordu digeri icin, ama asla bir araya gelmediler.
Evliydiler. Sevgilerine gunahi sokmak olacakti bu. Mine adamin
esinden asla ayrilmayacagini cok iyi bildigi icin ve birlikte
olmalarindaki tek engelin de evli olmalari oldugunu anladigi
icin bosandiginda bunu adama soylemedi.
- Nasil yani? Mine bosandi ve bunu sevdigine soylemedi mi?
- Hayir soylemedi. Cunku soylese sevdiginin kosup ona gelecegini
biliyordu. Sanirim bir keresinde buna benzer birseyler soylemis
sevdigi o da bu yuzden sustu. Sakladi bosandigini. Seven bir
kadinin yuvasina gunahi sokmamak icin sustu. Ama bu da sonun
baslangici oldu.
- Sonun baslangici.......?
- O zamanlar bilmedigim sonun baslangici. Tam o donemlerde
adamin cok fazla isi olmaya basladi. Yurt disi gezileri, yurt
ici seyahatleri, giderek daha az gorusebilmeye basladilar.
Ustelik sanirim, sevildigini bilmenin verdigi rahatlikla ve
islerinin de yogunlugundan Mine daha az aranmaya baslandi.
Giderek daha uzun sureler gorusememeye basladilar. Aralar
uzadikca Mine sevgisini tek basina beslemek zorunda kaldi. En
kotusu de ayri kalacaklari ilk seferde adam “ Gozden uzak olan
gonulden de irak olur, beni unutur musun ? “ diye sormustu .
Ayni seyin sevdigi icin de gecerli olacagini cok iyi biliyordu
Mine. Hep o korkuyu yasadi ayri kaldikca. Unutulmak. Bu da cok
yipratiyordu onu ama bunu kabul etmiyordu. Yavas yavas , yuzu
solmaya, istahi kapanmaya basladi. Sessiz, daha az gulen ,
hayata yine karamsar bakan bir kadin olup cikti. Uzun aralardan
sonra hirsizlama gecirilen sadece bir kac dakika ile dayanmaya
calisti ama giderek zorlasti ayriliklarda sevgiyi canli tutmak.
Bu da daha fazla enerji sarfetmesine neden oldu.
- Keske konussaydi sevdigiyle.....
- Konustu, bir kere soyledi. O kadar. Ona , en azindan bir yere
gidip dondugunde bir iki dakikalik olsa da kendisine haber
vermesini soyledi. Ya da cok mesgul oldugu gunlerde arayip
“bugun cok mesgulum” demesini rica etti. Boylece bos yere
beklemekten kurtulacak, meraka kapilmayacak , kafasindan olmadik
senaryolar uretmemek icin caba harcamaktan bitap dusmeyecekti.
Merak ettigini, onun icin endiselendigini ve artik tek basina ,
paylasamadigi bir sevgiyi buyutmeye calismanin cok zor oldugunu
da anlatti ama ise yaramadi. Bir iki seferden sonra yine
habersiz gunler hatta haftalar gecirmeye basladi. Benim verdigim
kadinca tavsiyelere de uymadi. Bir keresinde ona “Arama biraz,
birak o seni merak etsin. Kac ki kovalasin”, dedim . Bana oyle
bir cevap verdi ki utandim soyledigimden.
- Ne dedi ?
- “Bu sevgi boylesine oyunlari hak etmiyor . Bu temiz
duygulara dalavere karistiramam “, dedi.
- O gun korkmaya baslamam gerekirdi belki de .....Yaklastigini
anlamam gereken bir felaketin sinyaliydi belki o sozu ama
anlamadim. Giderek bana da anlatmamaya basladi. Neler oldugunu
sordugumda, “iyi yok bir sey, suraya gitti, su gun donecek
“, gibisinden cevaplar veriyor ve konuyu degistiriyordu. O
gunlerde , sucluluk duygusu da giderek agir basmaya baslamisti.
“ Ben olmasam belki de evinde mutlu oldugunu sandigi hayatina
sorunsuz bir sekilde devam edebilirdi “ dedigi gun uzun sure
ona bunun kendi hatasi olmadigini anlatmaya calistim . O olmasa
baskasi olacakti mutlaka. Buna inandirmaya calistim ama ise
yaramadi pek. O gunlerde adamla da bunu konustu , o da bu
dusuncesinin sacma oldugunu, evdeki durumunda ondan kaynaklanan
bir degisiklik olmadigini anlatmaya calisti. Ama buna
inanabilecek kadar beraber kalamiyorlardi artik. Yalnizken insan
istemedigi taraflara suruklenebiliyor. Mine de suruklendi iste.
- Sevdigi adamin evinde durum nasildi peki?
- Bazen kotulesiyordu ama, genelde iyiydi. Mutluydu evinde adam
. O yuzden cok aci cekiyordu ya. Kendisini bir kara cali gibi
gormeye baslamisti ve bu dusuncesinden onu tek vazgecirebilecek
kisi yaninda degildi.
Bogazim agrimisti konusmaktan. Birer fincan cay daha soyledi
doktor. O sirada deminden beri konustugum bu genc adamin adini
bilmedigimi hatirladim.
- Adinizi bilmiyorum, dedim
- Metin, ben de asik olunan ve ugruna olume atilinan adamin
adini bilmiyorum , dedi.
- Adi bende kalsin lutfen dedim. Mine’yi iyilestirebilmeniz
icin adina ihtiyaciniz yok, degil mi?
- Haklisiniz. Sonra neler oldu?
- Fazla bir seyler olmadi. Bir turlu bir araya gelemiyorlardi.
Isler yogunlastikca Mine sevdasiyla basbasa kaldi. Basbasa kala
kala da adami onsuz sevmeye alisti . Bu en kotusuydu sanirim.
Butun enerjisini aldi bu sevda. Bunu gorunce bastan beri sirf
onu cok mutlu ettigi icin karsi cikmadigim hatta hep
destekledigim bu sevdadan artik kurtulmasi gerektigini soyledim
ama ... cok gecti artik. Siz sevdadan kurtulamazsiniz ki, o sizi
birakmadikca.....Sanirim artik adamin sevgisinden de eskisi
kadar emin olamiyordu. Belki de uzakliklar boyle dusunduruyordu
kim bilir, belki de gercekten adamin sevgisi bitmisti, bunu
duymaya , hissetmekten de ote duymaya, dayanamayacagini dusundu.
Gecen hafta , cok sevdigi babaannesi de olunce iyice yikildi.
Ailesinin olumunden beri hayatta kalan tek yakiniydi babaannesi
. Adam yine uzaktaydi. Haberi bile olmadi. “ Ara , soyle “,
dedim ama aramadi. “ O beni merak edip aramiyor ki. Ben neden
sirf kotu haber vermek icin arayip da huzurunu bozayim ?”
dedi. Bu aranmadigina dair ettigi ilk ve son sitemdi .
“ Madem onunla asla evlenemeyecegim, asla onun soyadini
tasiyamayacak , ona bir cocuk veremeyecegim, madem ki asla bir
araya gelemeyecegiz o zaman ben neden yasiyorum, neden bunca
izdiraba katlaniyorum ? “ dediginde derhal harekete gecmemiz
gerektigini soyledim ona. Bundan bir sekilde kurtulmasi
gerekiyordu. Yureginde bu sevdayi tek basina tasiyamayacak kadar
cok seviyordu ama yalnizliga da mahkumdu bu ask. O koca yuregini
bile asmisti artik... Bir arkadasim vasitasiyla , bir
terapistten randevu almistim bugune... ama dun gece beni arayip
, gelmemi istediginde,........coktan icmisti ilaclari, neden
beni cagirdi son anda bilemiyorum. Tek bildigim pisman degildi
yaptigindan. Kendince tek kurtulusu secmisti. Belki de yalniz
gitmek istemedi. Reflekslerinin yavaslamaya basladigini
gordugumde zorla konusturdum , takside hastaneye gelirken, adama
bir mektup birakip birakmadigini sordum. “Hayir, dedi, gidenin
ardindan biraktigi mektup gidisinden daha cok aci vermez mi?
Birakmadim. Uzulmesini istemiyorum “. “Neden peki Mine,
neden yaptin bunu ? “, diye sordum “ Artik aglayamiyordum
bile. “ dedi. Dusunsenize insan artik aglayamiyorsa neler
olur?
Cevap veremedi Metin once, belki de cevabi yoktu sorumun
bilmiyorum.
- Belki de , dedi bana cevap vermek yerine, adami bulup
cagirmaliyiz, faydasi olabilir kendine gelmesinde. Bu kadar
buyuk bir ask, her cabayi hakediyor bence. Bulabilir misiniz
onu?
- Bilmiyorum ki. Bende numarasi yok ....Benim numaram var sadece
onda. Garip degil mi? Mine’ye ulasamadigi zamanlar arayip
sormasi icin Mine vermisti. Eger su gunlerde ararsa soylerim ...
Ararsa tabii ..... Eskiden bir gun bile gorusemeseler arardi
beni, Mine’yi merak ederdi, ama son zamanlarda....
- Anliyorum belki de iyi bir fikir degildi ......
- Belki de...
Yanimiza gelen doktoru ne o ne de ben farketmedik. O kadar
dalmistik ki Mine’nin askina........
- Metin, selam, bilmek istersin belki, senin gece gelen intihar
vakkan az once oldu , dedi.
Metin’in yerinden firladigini farkettim. Arkadasina bir seyler
soylerken beni isaret ettigini de gordum ama sonrasi bir
karanlik, bosluk .....
Gozumu , bir yatakta actim. Basimda Metin ve o patavatsiz doktor
vardi.
- Cok uzgunum , arkadasiniz oldugunu bilmiyordum, dedi.
Cevap veremedim. Pencereye cevirdim basimi. Gokyuzune baktim.
Bulutlar geciyordu bembeyaz. “ Orda misin Mine? Artik daha
rahat mi tasiyorsun askini? Melekler yardim ediyor mu sana ?
Belki hepsi yalan Mine. Belki ask yalan, sevda yalan, bulutlar,
gokyuzu, yildizlar, elimi avuclarinin arasinda tutan doktor, bu
oda, hayat hepsi yalan, sadece olum gercek belki Mine. Sadece
olum gercek belki de....”
Anda E. AK
16/07/2001, Istanbul
|
|