YENİDEN KATE


Hic kimse tahmin edemezdi , tahta sezlongun ustunde
butun kediligiyle kivrilmis olan bu ufak tefek genc
kadinin atlattigi firtinalardan sonra bu tatil koyune
adeta sigindigini......Yolun tam yarisinda,
otuzbesinden gun almasina sadece bir kac hafta
kalmisken, o kendisini coktan yolu tamamlamis
hissediyordu. Evliligini noktaladiginda kendisini cok
daha iyi hissetmisti tabii ama o bikkinlik, bitkinlik,
hayata kuskunluk hala birakmamisti yakasini. Cok da
kotu bir evlilik degildi , ama bitmisti iste......
kaybolan degerlerin ardindan daha fazla beraber
kalinmasinin anlami olmadigini anlayinca her ikisi de
anlasarak ayrilmislardi ama yine de iyi degildi
iste.......hayattaki en yakin dostu Sumru bunun cok
dogal oldugunu soyluyordu.

-         Son yillarda o kadar caba harcadin ki
herseye ragmen evliligini yurutmek icin , hayata olan
ilgini kaybettin , dogaldir. Tiyatroya donersin, belki
yine .  Akin istemiyor diye birakmamaliydin zaten.
Tiyatro senin damarlarina girmis bir kere.......Belki
herseye ragmen Akin'a karsi cikip devam etseydin simdi
daha mutlu olurdun .

-         Herseye ragmen devam etseydim evliligim cok
daha once bitmis olurdu Sumru.

-         Belki daha da hayirli olurdu degil mi?
Baksana karsi cikmamana ragmen yine de bitti...

Bir sey diyememisti Eda. Hakli oldugunu biliyordu
dostunun. Bosanmasinin ardindan kendisini  bu tatile
zorla surukleyen de o olmustu zaten.

Simdi yattigi yerde , bunun aslinda son derece hos bir
fikir oldugunu itiraf ediyordu kendi
kendine......Gozlerini kapatinca dalgalarin sesini
duyuyordu Denizin sesini hep sevdigini dusundu. Sakin
halini de firtinali zamanlarini da severdi denizin.
Simdi ise hayatindaki o firtinali donemlerden sonra
buyuk bir minnetle karsiliyordu sakin dalgalarin
kiyiya carpan sesini. Turizm sezonu bitmek uzereydi,
okullar da acildigi icin iyice tenhaydi tatil koyu,
tam "dinlenmek icin ideal, sessiz " diye dusunurken
yaninda sakin sakin gazete okuyan Sumru'nun hayret
dolu sesini duydu,


-         Aaaaaaaa, Sibel Okan ayagini kirmis!

-         Yapma ya, yazik kadincagiza.....Nasil olmus
peki?

-         Provada sahneden dusmus!

-         Sacmalama, Sumru. Nasil duser sahneden?

-         Cok sarhosmus....

-         Gun ortasinda mi?

-         Evet oyle diyor gazete.

-         Yazik keske gazetelere yansimasaydi . Bence
hala bu ulkedeki en iyi tiyatroculardan biri o.......

-         Eda , sen ne diyorsun? O kadin son yillarda
hic bir oyununa ayik cikmadi ki....

-         Peki kim farketti ? Hic kimse... Ozel
sorunlarini isine tasimadigi muddetce bence o hala en
iyilerden biri......

-         Eda!

-         Hem sonra bir suru  sarkici var icmeden
sahneye cikmayan neden tiyatrocular ayni seyi
yapinca...

-         Edaaaaaa

-          Ne var yine? Yalan mi?

-         Eda, Sibel Okan  oyuna devam edemeyecekmis.
Promiere uc hafta var ve yeni bir basrol oyuncusu
ariyorlarmis.....

-         Yani?

-         Yani kucuk hanim derhal bavulumuzu topluyor
ve Istanbul'a donuyoruz.

-         Neden ? Rol icin bas mi vuracaksin?

-         Ben degil canim, sen!

-         Sen guneste fazla kaldin.

-         Sen de. Eda, dusunsene, bu senin her zaman
oynamak istedigin rol. Katerina. Huysuz Kiz.
Shakespeare. Senin en buyuk dusun. Okulu hatirlasana.

Hatirliyordu elbette. Okul yillarini, mezuniyet
temsilini, Huysuz Kiz'i sahnelemislerdi. Eda
Katerina'yi , Sumru ise , kiz okulu olmalarinin
cilvesi iste,  Petruchio'yu oynamisti. Ne cok
gulmuslerdi provalarda...... Sumru durmadan, "
Hanimefendinin tiyatro aski yuzunden, biz ne hallere
dusuyoruz bakar misiniz? " deyip durmustu. Yillar
sonra konservatuari bitirp de tiyarroda rol almaya
baslayinca Sumru  her oyununu izlemekten asla
yilmamis, hatta turnelere bile gelmisti . Eda "Akin
istemiyor " diye kendi rizasiyla , ama gonlu kirik,
tiyatroyu birakinca "ben bir gun seni yildiz gormek
icin kabul etmistim erkek kiligina girmeyi, tiyatroyu
birak diye degil ", diyerek uzun zaman surat asmisti.


....... yaman Kate, ya da belali Kate.

Ama baksana Kate, dunyanin en sirin Kate'i,

Kate Konaginin Kate'i super harika Kate'im
benim........


Sumru tipki oyundaki gibi Eda'nin onunde diz cokmus
ilk karsilasma sahnesinden bir repligi okumaya
baslamisti

-         Sumru kalk yerden , herkes bize bakiyor.

-         Bak ben bile hatirliyorum hala . Eminim sen
de hatirliyorsun her satirini oyunun. Hadi Eda, hadi,
lutfen.


Buruk bir gulumseme yerlesti Eda'nin huzunlu yuzune.
Hatirliyordu elbette. Nasil unuturdu ki. Ilk rolu,
sahne tozunu ilk yutusu, amator de olsa ilk oyunuydu.
Sonradan cok beklemisti Huysuz Kate sahnelensin diye
ama olmamisti. Evlenene kadar o sansi yakalayamamis,
evlenince de zaten......


-Pekala, gidelim bari; madem buraya kadar geldik.

Tamam, ay diyorsaniz ay, gunes diyorsaniz gunes olsun;

Hatta , isterseniz saz mumu olsun,

Siz ne diyorsaniz o diyorum ben  de bunda
sonra..........


-         Biliyordum , biliyordum, senin icinde bir
yerlerde hala Katerina'nin sakli oldugunu biliyordum.

-         Sumru tamam , ama bu beni sececekler demek
degil , biliyorsun.

-         Biliyorum . Ama bildigim bir sey daha var.
Seni izledikten sonra diger adaylari gormek bile
istemeyecekler.

-         Sen guneste fazla kaldin.

-         Evet haklisin burda fazla kaldik. Sen odaya
don ve esyalari topla, ben de hesabi kapattirayim.
Donuyoruz. Bekle bizi Padua,  biz geliyoruz.



" Cilgin bu kiz  diye dusundu Eda, ama seviyorum onun
cilginliklarini. O olmasa asla bugune kadar
dayanamazdim...."


                        *            *            *
        *            *            *            *
     *            *


Aksamin gec bir saatinde vardilar Istanbul'a. Yorgun
ama yarinlar icin umutlu yatagina uzandiginda aklinda
tek bir sey vardi Eda'nin: Katerina.


Ertesi sabah, erkenden solugu tiyatroda aldilar.
Secmeler icin kayit yaptirirken eski soyadini kullandi
Eda. Bu gelismeyi buyuk bir memnuniyetle izledi Sumru.
Arkadasinin gecmisi arkasinda birakma yolunda belki
yavas, ama kararli ilerleyisini buyuk bir mutlulukla
izliyordu.


Gorevli secmelerin ertesi  sabah sekizde baslayacagini
soyledi ve ellerine okunmasi gereken pasajin bir
fotokopisini verdi. Eda elindeki kagitlara bakip
gulumsedi. Bu pasaji  ezbere biliyordu . Katerina'nin
oyundaki  en uzun repligini secmislerdi. Bu replikten
sonra Petruchio, " Hele bakin siz su kadina ! Hadi
gel, op beni Kate" diyecekti.  Sahi, Petruchio'yu kim
oynuyordu ?


-         Sumru, Petruchio'yu kim oynuyor ?

-         Bilmiyorum canim.

-         Bilmiyor musun?

-         Himmmm, gazetede yazmiyordu. Ben de
duymussam bile unutmusum.

-         Iyi yarin goruruz nasil olsa.


Cevap vermedi Sumru. Yarin basina gelecekleri
dusunuyordu. Eda, Petruchio rolunu kimin ustlendigini
gorunce arkasini donup gitmezse yasamak icin bir sansi
daha var demekti. Yok aninda doner ve secmeleri
terkederse ilk yapacagi gelip Sumru'yu oldurmek
olurdu......."Sehir disina kacmam gerekebilir. En
iyisi ben bavulumu bosaltmayayim" diye dusundu ciddi
ciddi...


Ertesi sabah tiyatroya geldiklerinde gordukleri
manzara Eda'yi biraz urkuttu ama Sumru o her zamanki
sonsuz guveniyle arkadasina donup

-         Yazik , bosuna gelmis bunca kisi. Senin
karsinda hic sanslari yok ki, dedi

-          Sumru, sacmalama. Surdaki Canan Odaci .
Simdiye kadar kac basrolun altindan kaltigini sen
benden daha iyi biliyorsun. Sonra pencerenin yaninda
oturan da Gizem Peyker. Gecen sene Umut Vaat Eden
Kadin Oyuncu Odulunu almisti hatirliyorsun degil mi?
Ve orda da...

-         Yeter, hepsini taniyorum. Ama ben hala bu
rolu sen alacaksin diyorum. Biliyorum. Katerina senin
hayalin cunku. Onlarin degil.

-         Bunu bilemeyiz . Belki ruhunda Katerina'yi
tasiyan bile vardir iclerinde......Benim ruhum ise
bombos...

-         Daha iyi ya orayi Katerina ile doldurursun
sen de......

Eda cevap verecekti ama yonetmen yardimcisi  bir
sandalyenin ustune cikmis secmelerin nasil
gerceklestirilecegini anlatmaya baslamisti. Son
sahnenin dekorunda yapilacakti secmeler. Adaylar
repligi ezberden okuyacaklardi .  Normalde sahnede
baska  oyuncularin da olmasi gerekiyordu ama adaylar
tek baslarina cikacaklardi. Hepsine birer sira
numarasi verildi ve basladilar........

Sira kendisine gelene kadar gecen saatler boyunca Eda
oturdugu iskemleden hic kimildamadi. Basini
arkasindaki duvara dayamis, gozleri kapali ,
dudaklarinda hafif bir tebessumle bekledi. Sonunda
ismi okundugunda, donup Sumru'ya goz kirpti . Sumru
tipki eski gunlerde sahneye cikmadan once yaptigi bu
ugur goz kirpmasini hic unutmamisti. Sansina goz
kirpiyordu Eda.

Sahneden sadece en on koltuklarda oturan  tanimadigi
yonetmen, daha once bazi oyunlarda beraber calistigi
yonetmen yardimcisi ve kim oldugunu bilmedigi uc adam
daha gorunuyordu. Diger oyuncularin daha arka
koltuklarda oturduklarini tahmin etti, zira onlari
gormemesine ragmen sahnenin onune dogru ilerlediginde
arkalardan miriltilar gelmisti.


Yonetmen yardimcisi "Hazir olunca baslayabilirsiniz "
dedi,

Basiyla hazir oldugunu belirtti , Katerina'nin durmasi
gereken yere dogru ilerlerken, yonetmenin sesini
duydu.

-         Ozur dilerim hanimefendi , bosuna vakit
kaybetmeyelim. Sizi denemeye gerek yok. Bu rol size
uygun degil.


"Yanlis duydum sanirim" diye dusunurken arka
siralardan gelen itiraz seslerini duymadi bile .


-         Efendim ?

-         Role uygun degilsiniz dedim

-         Buna, daha agzimdan cikan tek bir kelimeyi
bile duymadan nasil karar verdiginizi ogrenebilir
miyim?

-         Teatral yeteneginizin rolu almaniza
yetecegini hic sanmiyorum

-         Nerden vardiniz bu kaniya peki? Daha
repligimi bile okumadim.


Sinirlenmeye basliyordu. Bu yuzunu daha once gormedigi
yonetmen sadece ukala mi yoksa saf cahil mi diye
dusunuyordu bir yandan.

-         Gerek yok. Yuzunuz , yuzunuz cok yumusak.
Katerina gibi hircin bir tipi oynayamazsiniz siz.

Arka siralardan ciddi ciddi yukselen itiraz seslerini
duydu bu sefer. Biraz da bu seslerden cesaret alarak
sahnenin onune dogru yurudu. Kenarda adaylarin son
anda bogazlarini islatmak isteyebilecekleri goz onune
alinarak yerlestirilmis bir masa ve ustunde siselerle
su ve bir kismi dolu bazilari bos bardaklar vardi.
Yumruk yaptigi sag elini kalcasina dayarken , diger
elini masaya yasladi ve ....

-         Bir daha soyler misiniz? , dedi, beni sirf
yuzum cok yumusak diye mi denemeden reddediyorsunuz?

-         Evet, aynen oyle. Zamanim degerli, burdaki
herkesinkinden daha cok hem de. O yuzden sizi izlemeye
bile gerek gormuyorum. Siz hircin bir karakteri
oynayamayacak kadar yumusak yuz hatlarina sahipsiniz.
Katerina'nin sinirlenip ortaligi birbirine kattigi
sahneleri nasil oynarsiniz ki?

Eda'nin gozlerinde cakan simsekler bir an salonu
aydinlatacak sandi arka koltuklarda oturup bu aptalca
konusmaya sahit olan oyuncular. Genc kadinin yuzunde
sinirden kasilmamis bir tek kas kalmamisti. Kaslarini
o kadar catmisti ki nerdeyse burnunun degeceklerdi.
Dudaklari adeta tek bir cizgiymis gibi incelmisti ve
konusmaya basladiginda salondaki herkes "bu
dudaklardan o kadar buyuk bir ses nasil cikiyor ? ",
diye merak etti.  .

-         Siz neler sacmaliyorsunuz boyle? Tanrim
nerde yasiyoruz? Bu hangi cag? Yirminci yuzyilda
sahnelenen bir oyunu sizin gibi magara devrinden daha
ileri gidememis bir adam mi yonetecek.

Elini o kadar buyuk bir hizla yanindaki masaya vurdu
ki, yonetmen basta olmak uzere salondaki herkes
zipladi Masaya vurdugu zaman devrilen bardaklardan
birini alip hirsla yere firlatti. Kirilan bardaktan
sicrayan parcalar on sirada oturanlara kadar ulasti.
Ama bu bile genc kadinin sinirini gecirmise
benzemiyordu.


-         Siz , dedi, siz degil Shakespeare gibi bir
dehanin yazdigi oyunu, bir anaokulu temsilini
yonetmeye bile layik degilsiniz. Bu kadar geri bir
kafayla nasil oldu da bu yuzyilda yasadiniz bu gune
kadar anlamak mumkun degil. Ne saniyorsunuz kendinizi?
Buyuk bir deha mi?

-

Masanin yaninda duran sandalyeye oyle bir tekme atti
ki sandalye pesinden bir kac bardagi daha devirerek
yere yuvarlandi.


-         Daha agzimdan tek bir kelime bile cikmadan
benim bu rolu oynayamayacagimi nasil soylersiniz ?
Buna nasil curret edersiniz? Siz nesiniz? Guzellik
uzmani mi , tiyatro yonetmeni mi? Notre Dame'in
Kamburunu sahneye koysaniz ne yapacaksiniz? Bu ulkede
Quasimodo rolu  icin kimi secerdiniz cok merak
ediyorum. Tanrim, hala inanamiyorum, siz bugune kadar
gordugum en tas kafali adamsiniz.....

Bu son sozleri soylerken eline masanin ustunde duran
su siselerinden birini aldigini ve havaya kaldirdigini
goren yonetmen kolay bir hedef olmamak icin, ancak
saskinliginin izin verdigi kadar bir hizla, buzusup
kaldigi koltugundan firladi.

                        *            *            *
        *            *            *            *
     *            *


Petruchio rolunu oynamasi icin zar zor ikna edilen
Sencer, arka siralarda oturdugu yerden buyuk bir
hayret ama gizli bir memnunlukla olan biteni
seyrediyordu. Eda. Konservatuara girdigi ilk gun
karsilastigi , daha o ilk gun aklini basindan alan ama
cok yanlis yaklastigi, daha dogrusu yaklasmaya bile
firsat bulamadan yaptigi hatayi herkesin icinde yuzune
vurup kendisini iten Eda. Hayattaki tek
basarisizligi.....hala ayniydi. Haksizliklara asla
katlanamayan, ne pahasina olursa olsun hakkini sonuna
kadar savunan ama bunu yaparken hic sinirlendigini
gormedigi Eda. Simdi , onune bent cekilemez bir nehir
gibi kopuruyor , akiyor ve resmen onune cikan herseyi
yikip geciyordu. Eda eline su sisesini alinca
yonetmenle beraber Sencer de ayaga kalkti. Ama sadece
genc kadinin hedefi isabet ettirip ettiremeyecegini
daha iyi gorebilmek icin.....ve iste tam o anda,
Eda'nin gozlerindeki simseklerin birden muzip
piriltilara donustugunu gordu. Alnindaki asagi dogru
inen derin cizgiler bir anda yok oldu genc kadinin,
incelen dudaklari kayboldu, yerlerini keyifle kivrilan
dudaklar aldi. Kaslari bu sefer genis bir tebessumle
aydinlanan yuzundeki memnuniyet yerlerini aldilar.
Genc kadin havadaki elini asagi indirmeden cok
eglendigi belli olan bir sesle sordu:

-         Sinirlenebilecegime inandiniz mi, yoksa daha
inandirici olmak icin elimdeki siseyi illa ki kafaniza
firlatmam sart mi?

Sencer icinden kopup gelen kahkaya engel olmayi bir an
bile dusunmedi. Sirf o degil salonda bulunan herkes
kahkahalarla guluyor, bazilari alkisliyor hatta
"bravo" diye bagiriyorlardi. O gurultu arasinda sadece
Eda yonetmenin titrek bir sesle " Butun o
soylediklerinizde ciddi miydiniz? " , diye sordugunu
duydu. Gulerek bakti adama , bir kasini havaya
kaldirarak  " Ya sizce? " diye sordu cevap olarak....

Ve hersey olmasi gerektigi gibi gelisti. Yonetmen
Eda'dan  repligini okumasini rica etti. Eda deminki
performansini aratmayacak bir pasaj sundu izleyen az
sayidaki seyirciye. Ardindan bekleme odasina geri
dondu, cantasini aldi ve Sumru'nun butun israrlarina
ragmen tek bir kelime bile soylemeden cikip gitti
tiyatrodan.

Tam arkasindan bekleme odasina giren Sencer'i gormedi
bile......

Sencer, gozlerinde  genc kadinin hayaliyle bakiyordu
terastan, asagida akip giden hayata. Gecenin bu gec
saatinde bile Istanbul kosuyordu, biten gune
sigdiramadigi isleri tamamlamak istermis gibi.
Benligi, sabah yasadigi o sarsici olaydan ileri
gidememis, orda takili kalmisti. Yillar once topu topu
bir kac cumle konusabildigi, o bir kac cumlede de
kendisini herkesin icinde , hic cekinmeden, cok sert
bir sekilde ruhunun  en derin, en kuytu, en gizli,
varligindan bile haberdar olmadigi  koselerine
firlatip atan ve oturup ic muhasebesi yapmasina neden
olan Eda'yi dusunuyordu.  Eda'yi bunca yil sonra , hem
de o derece carpici bir sekilde,  birden karsisinda
gormek, degildi aslinda altust eden genc adami. Onunla
butun arzusuna ragmen tek bir kelime bile konusamamis
olmasina lanet ediyordu durmadan. Oysa o yillar boyu
hep Eda'yla bir daha karsilasabilmek sansini elde
ettigi ve genc kadina bir kac cumle soyleyebilecek
zamani yakaladigi anda neler soyleyecegini dusunup
durarak, defalarca kararlastirdigi cumlelerin
provasini yaparak, sonra begenmeyip , gunlerce
provasini yaptigi o kelimelerden vaz gecip yenilerini
bularak , onlari da bir sure sonra digerlerinin yanina
gondererek yasamisti.  O firsati hic yakalayamamisti.
Cevresinde hep bir suru arkadasi olan, okulda olsun,
sonrasinda tiyatro cevrelerinde olsun , herkesin
kolaylikla yaklasip dost olabildigi, sevilen, aranan
Eda, Sencer'e gorunmez bir duvarla  engel oluyordu
sanki. Her defasinda uzaktan bir tek bakisiyla genc
adama yaninda istenmedigini acik bir dille
anlatiyordu. Uzun gunler, haftalar, aylar suren
cabalar bosa cikiyor, Sencer soylenemeyen cumleleriyle
birlikte yuksek duvarlarin ardinda kaliyordu. Isin
garip yani Sencer'den baska hic kimse duvara
toslamiyor , o orda oyle dilinde kelimeleri ,
yureginde izdirabiyla beklerken yanindan gecip Eda'ya
ulasiyorlardi. Bir tek Sencer, sadece Sencer, aslinda
var olmadigini cok iyi bildigi ama karabasani haline
gelen duvarin ardinda kalakaliyordu.


Eda'nin evlendigini duydugu gun o duvar ustune yikildi
genc adamin. Uzun sure kalkamadi altindan.  Kalkinca
da , uzaklara yollandi. Yurt disindan gelen bir
teklifi kabul etti ve yureginde hala soylenememis
kelimelerin acisiyla cikip gitti. Gittigini sandigini
anlar anlamaz da geri dondu. Gidisinin ustunden sadece
on iki gun gecmisti.


Donusunde butun acisini isine yukledi ve cok zor
projelerin altina girip , ozellikle klasik oyunlarin
en aranilan aktoru olup cikti. Tek bir amaci vardi.
Kendisini Eda'ya unutturmamak. Basinda haberleri
ciktikca, tiyatro cevresinden artik televizyon, sinema
dunyasina da tasininca genc kadinin beklemedigi her
yerde karsisina cikacak ve ona kendini unutma
firsatini vermeyecekti. Vermedi de..... Onun daha
konservatuar yillarinda cevirdigi ilk televizyon
dizisinde unlenir unlenmez kolunda her gun baska bir
kadinla boy boy fotograflarini basmaya alismis olan
magazin basini bile genc aktore hakkini teslim etmisti
sonunda. Orda burda kolunda guzellerle gorulmeye
alisilmis Sencer Kutay gitmis, sadece isini, sanatini
dusunen, dusunmekten de oteye gidip sanat icin yasayan
, her yardim faaliyetinde en onde bulunan, canla basla
calisan ama sadece calisan, asla barlarda, gece
kluplerinde boy gostermeyen Sencer Kutay gelmisti.
Sencer Kutay kizlarin gozdesiydi ama o artik hep
yalnizdi objektiflerin, kameralarin onunde. Eski
capkinlik gunleri ilk genclikle beraber sona ermise
benziyordu...

Hizli yukselisi sonrasinda bir televizyon programinda
sunucu " Kalbi bos mu Sencer Kutay'in ? " diye
sordugunda , bir an gozlerini kapatmis ve sonra acip o
kapkaragozleriyle kameraya " Hayir, demisti, bir
melegim var, sadece onun icin yasadigim, sirf kalbimi
degil butun benligimi dolduran bir melek. Ama beni
istemeyen bir melek. Ve ben bir gun beni affedecegi
umidiyle aliyorum her nefesimi....."

Sozlerinin ardindan gelen butun baskilara ragmen
susmus ve bir daha hickimse agzindan konuyla ilgili
baska bir soz duymamisti......En yakin arkadaslari
haric......

Arkadaslari  yillar boyu,  her biri sabah yeli
hafifligiyle gelen, gitmeye mahkum olduklari
karsilanislarindaki kayitsizliktan belli olan, bir
avuc kum kivamindaki  iliskilerine  alismislardi
Sencer'in. Eda'nin agzindan dokulen o zehir sozler,
genc adamin kalbine birer cig damlasi guzelligiyle
dustugunden beri, hep o sozlerin serinligini
aradigini , ama bulamadigini bildikleri icin  , cok da
sasirmamislardi Sencer'in hic evlenmeyisine. O zehirli
oklarla benliginin en derin yerinden vuruldugu gun
kaybetmisti Eda'yi ama beklemekten ve genc kadina
bilmeden yarattigi yeni Sencer'i tanistirabilme
umudunun filizini  her gun askiyla sulamaktan ve her
gecen gun daha da gelistirmekten hic bikmamisti.
Zamanla o filiz serpilmis, buyumus ve genc adama
yasama gucunu veren, sirtini dayadigi tek destek
olmustu.....

Iste simdi yillar boyunca bekledigi firsat , hic
beklemedigi bir anda karsisina cikmisti ama aklini
kurcalayan bir cok soru vardi. Evlendikten sonra
tiyatroyu biraktigini biliyordu Eda'nin. Simdi geri
dondugune gore , acaba evliligi.......? Hic kimseden
duymamisti evliligiyle ilgili tek bir haber.  Nasildi
? Mutlu muydu ? Neden ayrilmisti tiyatrodan? Simdi
neden geri donuyordu? En onemlisi oyunda , secilirse
tabii ki , hos  sabahki performansindan sonra
secilecegi garantiydi ya, kendisiyle basrolu
oynayacagini biliyor muydu? En cok bu soru zorluyordu
onu. Yillar once bir kere, tek bir kere , bir oyunda
beraber oynama sansi yakalamislar ama Eda , bas erkek
oyuncunun Sencer oldugunu ogrenir ogrenmez rolu
reddetmisti. Aradan gecen bunca yila ragmen Eda'nin
kendisiyle oynamak isteyecegine inanamiyordu bir turlu
genc adam. Sonucta istemeye istemeye de olsa,  Eda'nin
Petruchio'yu kendisinin  oynayacagini bilmedigi
kararina vardi. Mantikli olan da buydu. Eda bilse o
rol icin bu sabahki gibi cabalamazdi.

Buruk  bir gulumseme yerlesti dudaklarina. " Yazik
olacak , diye dusundu, bu sabahki performansini
kiminle oynamak icin gerceklestirdigini anlayinca
yikilacak. Genc kadinin siseyi yonetmenin kafasina
atmak icin elini kaldirdiginda gozlerindeki ofke
pariltilarinin nasil da muzip bir gulumsemeye
donustugunu hatirlayinca gulumsedi . Umutsuzluga
dustugu her anda,  ki sayilari oldukca coktu,
kendisine yol gosteren gulumseme..Bir tek sefer bile
olsa kendisine yoneltilsin diye dualar ettigi,
cabaladigi ama hep baskalarina nasip olan
gulumseme......icini cekti genc adam....gozlerini
gokyuzune kaldirdi , ay parliyordu, yildizlar isiltili
bir atlas ortu gibi kapliyordu geceyi ve o bu muthis
gecede, yine uykusuz, yine umutsuz ve yine tek
basinaydi.

Cep telefonu calip da arayan numarayi gorunce
gulumsedi bir kere daha. Haluk, can dostu .......
Sencer'i bu halde gormenin kendisini uzdugunu
saklayamayan bir yuzle girdi arkadasinin evine.
Haluk'un suratini goren Sencer olmasi kacinilmaz
olanin gerceklestigini anladi.

-         Eda'yi sectiler degil mi ?

Arkadasi sadece basini olumlu anlamda sallamakta
yetindi. Ama dilinin ucuna kadar gelen soruyu daha
fazla tutamadi.

-         Ne olacak peki simdi Sencer?
-         Bilmiyorum, muhtemelen benimle oynayacagini
ogrenince , rolu geri cevirecek. Daha once de yapmisti
biliyorsun.
-         Evet ama bu sefer farkli. O zaman ortada
sadece bir proje vardi. Bu sefer yakinda perdelerini
acacak bir oyun var. Acilen basrol oyuncusu
degistirilen bir oyun. Eda disiplinli bir kizdi. Hala
oyledir eminim. Oyunu bu asamada birakmaz.
-         Benim yuzumden birakabilir. Benden o kadar
nefret ediyor ki........
-         Bak , seni de onu da tanirim. Bana, bunca
yil kin tutacak bir insan izlenimi vermedi hic. O
kadar sevecen, yumusak ve uyumlu ki. ....Senden hala
nefret ediyor olmasi cok zor gibi geliyor bana.....
-         Bilemiyorum Haluk, inan bilemiyorum. Tam onu
yeniden buldum derken , bir kere daha elimden kacip
gidecek ve ben ona yaklasamayacagim bile. Bundan
korkuyorum anlasana. Yillar boyu yaklastirmadi beni
kendisine biliyorsun.....
-         Biliyorum ama sen de o ilk gun cok gafil
avlandin be dostum.
-         Ne gafil avlanmasi? Resmen "Ben salak, bes
para etmez, kendini begenmis bir budalayim",  dedim
kiza o da bana hak ettiklerimi soyledi.
-         Sirf sana degil yanindaki kiza da.... sahi
adi neydi ?
-         Ne bileyim , hic bilmezdim ki
isimlerini.....Ilk  Eda oldu ismini hafizama kaziyan

O gunu , Sencer'in hem hayatinin en kara hem de en
gunesli gunu olarak tanimladigi Ekim sabahini
hatirlayinca ikisi de gulumsedi.....

Konservatuarin yeni ogretim yilinin ilk gunuydu. Artik
son sinifta olan Sencer , gecen seneden beri oynadigi
bir televizyon dizisi sayesinde daha okulu bitirmeden
une ve paraya kavusmustu. Kizlardan gordugu asiri
ilginin de eklenmesiyle tam Eda'nin asla tahammul
edemedigi bir tip olup cikmisti. O gun de arkadaslari
ve adini bilmedigi o gunku kiz arkadasiyla okulun
kapisinda durmus yeni ogrencilere takiliyor, o zamanki
deyimleriyle " yeni guvercinler " ariyorlardi. Iste
Eda'yi tam o anda gordu Sencer. Aslinda hic de
Sencer'in ilgisini cekecek bir tipi yoktu . Esmer,
ufak tefek, halinden yeni ogrenci oldugu belli olan,
ustunde hic de iddiali olmayan bir pantalon ve tisort
olan bir kizdi iste. Ama o haliyle bile etrafina isik
saciyordu.  Etrafindaki herkesin bu yeni guvercine
baktigini goren Sencer'in birden erkeklik duygulari
ayaklanmis ve yanindaki kizi, hatta elini omzuna
attigini bile unutmus, gozlerini kirpmadan Eda'ya
bakmaya baslamisti.  Bir seyler yapmali, ilgisini
cekmeli, orda oldugunu gostermeliydi . Tam        "
Nasil, beni farketmesini saglarim ? "  diye dusunurken
, Eda'nin kendisine baktigini farketti. " Oldu iste,
dedi, O da dusuyor kucagima. " Yanilgiya ne kadar
yakin oldugunu bilse kacardi herhalde ama
simarikliginin verdigi o salakca guvenle gozlerini
kirpmadan bakmaya ve bir yandan da gulumsemeye devam
etti. Zaferine gulumsedigini saniyordu oysa gelen
acilara gulumsedigini anlayacakti az sonra.

Eda gozlerini ayirmadan yaklasti Sencer'e. Ama
gozlerinde hayranlik ya da  mutluluktan eser yoktu.
Ilk konusan da o oldu:
-         Yanlis anlamiyorum degil mi ? Deminden beri
bana bakiyorsunuz..
-         Evet .
-         Neden peki?
-         Seni cok begendim de ondan. Soylesene bos
musun ? Bu aksam bir yerlere gidelim mi beraber?

Biraz daha dikkatli olsaydi belki farkederdi Eda'nin
gozlerinde kararmaya baslayan ufku ama anlamadi,
kendisiyle o kadar mesguldu ki , baskasina yonelmeyi
aklinin kosesinden bile gecirmiyordu o zamanlar.

-         Simdi toparlamak gerekirse, siz deminden
beri bana bakiyorsunuz , cunku beni cok begendiniz ve
benimle cikmak istiyorsunuz.
-         Evet. Benimle cikmani istiyorum
-         Merak ediyorum , dedi Eda, eger yanimda size
icinizi gosterebilecek bir ayna olsaydi, su  zavalli
halinizi gorup biraz olsun utanir miydiniz
yaptiginizdan?
-         Ne utanmasi ? Neden utanacakmisim ki?

Eda bunun ustune , o ana kadar Sencer'in varligini
coktan unuttugu kiza dondu.

-         Ve siz , bunca lafa ragmen, elini sizin
omuzunuzdan cekme zahmetine bile katlanmadan soyledigi
bunca lafa ragmen hem de, hala orda durup onun
gurursuz kiz arkadasi rolunu oynamaya devam mi
edeceksiniz? Birazcik olsun gurur kirintisi var mi
icinizde bir yerlerde?

Ne Sencer ne de yanindaki arkadaslari , olan bitene
tam idrak edemeden bakiyorlardi. Sadece bakiyorlardi
ama hala dusunmuyorlardi. Dusunseler, ya da sadece
Sencer biraz dusunse  o son cumleyi hic soylemezdi.

-         Sen onu birak da soruma cevap ver. Bu aksam
cikiyor musun benimle?

Eda agir agir yaklastirdi yuzunu Sencer'e. Gozlerini
genc adamin gozlerinden ayirmadan buz kadar keskin,
zehir kadar aci  bir sesle:

-         Gorundugun kadar budala degilsen Sencer
Kutay,  bir daha bana asla yaklasmazsin. Cunku bu
sefer sirf kendime olan saygimdan tukurmuyor ya da
yumruk atmiyorum o aptal suratinin ortasina. Gelecek
sefer olursa bu kadar saygi duyamayabilirim kendime.
Sunu unutma, sohret, para, bu salak kizlar, cevrene
paran ve unun icin dolusan arkadas dedigin budalalar,
hepsi bir gun bitecek ve sen sadece kendinle basbasa
kalacaksin. O gune kadar kendini duzeltmezsen , kendin
icin ne kadar cekilmez ve zavalli bir hayat arkadasi
olacagini dusun bir . Umarim dogru yolu bulmani
saglayacak isik , simarikliktan kor olmus kalbine
ulasabilir.

Demis ve bir daha arkasina bakmadan cekip gitmisti.

O gunden sonra Sencer uzun sure kendine gelememis,
gercegi bir sure daha goz ardi etmesine ragmen sonunda
kabullenmisti. Gercekten de cekilmez bir insandi.
Simarik, ukala, bencil, budala, saygisiz. Kendinden
nefret etti . Ve bambaska bir insan olmak icin var
gucuyle ic dunyasini egitti genc adam. Tek bir amaci
vardi: Eda'ya kendisini begendirebilmek. Ama Eda ona
bu sansi vermedi. Bir daha yanina bile yaklasamadi
genc kizin.

-         Sencer?
-         Pardon,  dalmisim.
-         Farkindayim , Eda denizinde yok oluyorsun
durmadan.

Eda denizinde yok olmak. Edasiyla kendisini esir alan
kadinin denizinde.

-         Keske mumkun olsa , Haluk , keske
-         Ogrendi mi acaba seninle oynayacagini?
-         Bilmem ki, muhtemelen ogrenmistir artik.
-         Ne dusunuyor acaba?

Sahi ne dusunuyordu acaba su anda?

Saatine bakti Sencer , sabahin ucu olmak
uzereydi.......Harekete gecmesi gerektigini biliyordu
ama ne yapmasi gerektigi konusunda hic bir fikri
yoktu......Yildizlara bakti basini kaldirip ve birden
firladi yerinden, eline telefonu alip yonetmen
yardimcisini aradi. Bir kac dakika sonra elinde
Eda'nin ev adresi, arabasinin direksiyona oturmus ,
genc kadinla yillar boyu dusledigi sahneyi
paylasabilmek  icin onun evine dogru yolaliyordu.

Heyecandan iki defa yanlis sokaga sapmis, ters yonden
girdigi bir baskasinda da karsisina cikan cop kamyonu
yuzunden geri donmesi gerekince kendi evinden
Eda'ninkine giden yol Sencer'in beklediginden cok daha
uzun surmustu. Sonunda bahce icinde tek katli evlerin
oldugu sokagi buldu. Eda'nin evinin onunde durdurdu
arabasini. Arabasindan indi ve bahce kapisinin bir
kanadini itti. Son anda akli basina geldi. Hizla geri
dondu ve arabasina girdi. Bu saatte Eda'ya ne
diyecekti ? Hem ya kocasi? Hala emin degildi ki
evlendigi icin ayrildigi tiyatroya geri donusunde
biten bir evliligin rolu olup olmadigindan....Ya hala
evliyse?  Hirsla elini direksiyona vurunca calan
kornanin sesiyle yerinden zipladi. Zaten sinirleri
gerilmisti bir de gecenin o derin sessizligindeki bu
beklenmedik ses.......Etrafi dinledi . Neyse ki
evlerin hic birinden itiraz sesleri gelmiyordu. Herkes
uyuyordu anlasilan. Rahat bir nefes aldi. Ne
yapacagini bilemez bir halde basini koltugun arkasina
yasladi. " Ne diye geldin ki buraya? Ne soyleyeceksin?
Hem dur bakalim soyleyebilecek misin ki? Salaksin
oglum sen salak. Bu kizin karsisinda da hep salak
olarak kalacaksin..." diye soylendi yuksek sesle.
Derin bir "of" cekerek gozlerini kapatti. Tamam
gelmisti kapisina kadar ama iceri giremedikten sonra
ne anlami vardi ki.....En iyisi sabaha kadar burda
beklemek ve evden cikarken birden karsisina cikmak
miydi acaba? Sacmalamak icin cok uygunsuz bir saat
sectim diye dusunurken , bir elin cama vurdugunu duydu
ve sicrayarak gozlerini acti: Eda arabasinin hemen
yaninda, ayakta, ne gulumseyen ne de somurtan,
ifadesiz bir yuzle , oylesine duruyordu.

-         Iceri girecek misiniz yoksa sadece kapimin
onunde uyumak icin mi geldiniz? diye sordu genc kadin.


Gozlerini kirpistirdi . Hem gozleri hem de kulaklari
ayni anda yaniltiyor olabilir miydi onu? Hayir,
Eda'ydi iste karsisindaki. Kendisiyle konusuyordu.
Yillardir hayalini kurdugundan cok daha farkli bir
karsilasma sahnesiydi bu ama yine de ordaydi ve
kendisiyle konusuyordu iste.

-         Evet? Geliyor musunuz yoksa burda mi
oturacaksiniz ?
-         Ben..., siz.... nerden?
-         Altan aradi. Onu arayip adresimi almissiniz.
Muhtemelen beni gormeye geleceginizi soyledi.
Yanilmamis. Konu her ne ise sabahi bekleyemeyecek
kadar onemli oldugu kesin....
-         Aslinda evet, yani ben.....
-         Hadi gelin. Size bir seyler ikram edeyim.
Belki duzgun cumleler kurmaniza da yardimci olur
birseyler icmek.....

Genc kadinin eve dogru uzaklastigini gorunce , vakit
kaybetmeden arabadan indi Sencer. Bahceye girer girmez
de kocaman bir Belçika kurdu atladi ustune. Eda
arkasini donup kopege otoriter bir sesle

-         Otur , Shiba. O bir dost, dedikten sonra
ekledi, serbestsin.

Dost? Tanrim bunun gercek olmasi icin neler vermezdi
ki...hatta daha fazlasi icin....Ama daha bundan
bahsetmek icin cok erkendi onun yerine aklina takilan
baska bir seyi sordu:

-         Serbest?
-         Evet, serbest. Ben uyanik olduguma gore evi
beklemesine gerek yok. Uyuyabilir, oynayabilir.
Bahcede ne istiyorsa yapabilir. Ciceklerime ve
agaclara zarar vermemek kosuluyla tabii.
-         Iyi ki demin girmemisim.....ne egitimi aldi.
Shee, ozur dilerim , ismi neydi?
-         Shiba. K-9 egitimi.
-         Ise yariyor mu bari?
-         Yariyor. Onca para verdikten sonra da
yaramasi gerek zaten. Siz demin bahceye mi
giriyordunuz?
-         Evet, aslinda kapiyi bile ittim ama sonra
vazgectim.
-         Neden ?

Neden? Evet neden? Nasil soylenirdi simdi ki, kocan
var mi yok mu bilemedim, ne soyleyecegimi sasirdim,
yine aklimi karistirdin ya da beni yine bir bakisinla
buz kestirirsin diye cekindim turunden cumleler.
Sadece bakakaldi Sencer.

-         Neyse... belki bu soruya daha sonra cevap
verirsiniz. Icerde mi, disarda mi oturmak istersiniz?

Aslinda cok merak ediyordu genc kadinin nasil bir evi
oldugunu ama bahce de az cok bir fikir veriyordu.
Duzenli, bakimli, son derece zevkli, uyumlu bir
bahcesi vardi.

-         Disarida otursak daha iyi sanirim. Hava o
kadar guzel ki...

-

Bahcenin tam ortasindaki kocaman bir agacin altina
yerlestirilmis masa ve sezlonglara bakti.

-         O ne agaci?
-         Mese. Evet sonbaharin son guzel gecelerinden
biri, ziyan etmemek gerek...Ne icerdiniz? Sicak,
soguk, alkollu? Bir sise beyaz sarap acmayi dusunuyor,
ama hepsini bitiremem diye tereddut ediyordum Altan
aradiginda. Isterseniz ...

Demek o da ayaktaydi kendisi gibi gecenin o saatine
ragmen.....ve tek basinaydi........kocasi yok muydu?
Bakislarindan okunuyor olmaliydi dusundukleri cunku
Eda ;

-         Tek uyuyamayan siz degilmissiniz demek ki bu
gece, dedi arkasini donup eve dogru yurumeden once ve
tam iceriye girmek uzereyken donup ekledi,
-         Sizden nefret etmiyorum , rahatlayin biraz.

Once anlamadi Sencer. Bir kac saniye boyunca dus
gordugunu sandi, sonra kendine geldi ve elinde
olmadan, yillardir yureginde tasidigi agirliktan
kurtulmanin verdigi rahatlikla , kocaman bir kahkaha
atti. Daha fazla orda duramayacagin anlayinca da az
once Eda'nin girdigi kapidan eve girip kendisini
buyuk, sirin bir mutfagin icinde buldu. Eda
buzdolabindan siseyi  cikartmis, bir buz kovasinin
icine yerlestirmisti.  Dolaptan cikarttigi kadehlerle
beraber bir tepsiye yerlestirdi hepsini. Sonra baska
bir dolabi acip icinden cesitli cipsler ve
kuruyemisler cikartti. Paketleri Sencer'e gosterip
bakislariyla hangisini tercih ettigini sordu. Sencer
de bakislariyla patates cipsini ve findik paketini
isaret etti. Eda dudaklarinda beliren gulumsemeye
engel olmaya bile calismadi . Bunu gorunce daha da
rahatladi genc adam. Kucuk tabaklardaki cerezler ve
tirbuson de tepsideki yerlerini alinca bahceye
ciktilar tekrar. Eda elindeki tepsiyi bahcedeki
masanin ustune birakti.  Sencer uzanip tirbusonu aldi
ve siseyi acip her ikisinin de kadehlerini doldurdu.
Tahta kolkuklarin uzerlerindeki yumusacik minderlere
yerlestiler ayni derin ama anlamli sessizlik icinde.
Her ikisi de ilk konusan olup sessizligi bozmaya
korkuyordu adeta. Sonunda Sencer dayanamadi daha fazla
;

-         Demin soylediginde ciddi miydin gercekten?
-         Sizden nefret etmedigim konusunda mi? Evet
ciddiydim. Sizden gercekten de nefret etmiyorum.
-         Ne zamandan beri ?
-         Ne zamandan beri mi ? Hic bir zaman nefret
etmedim ki sizden ..... Nefret tasiyan insani
yoneltilen insandan daha fazla yoran bir duygudur .
Cok agirdir nefreti tasimak, yureginde nefret varken
soluk alip vermek, hayattan zevk alabilmek neredeyse
imkansizdir. Yureginde nefret olan insan baska kimseye
sevgisini veremez bence. Nefret yok eder butun guzel
duygulari  O yuzden bana cok uzak bir kavram bu.
-         Ne? Hic nefret etmedin mi benden ? Ama bana
hep "Yanima yaklasma yoksa seni mahvederim"
bakislariyla bakiyordun.

Guldu genc kadin. Gulusu aydan daha parlak geldi
Sencer'e ama tuttu kendini, hic bir sey soylemedi ...

-         Farkindayim , yani oyle sandiginizin
farkindayim, ama haklisiniz. Hic hoslanmadigim bir
tiptiniz ve yanima yaklasirsaniz yine o gunku gibi bir
konusma yapmak zorunda kaliriz diye .....
-         Yani bunca yil bosuna mi uzuldum ben, benden
nefret ettigini sanarak...?
-         Uzulmek? Bunun icin uzuluyor muydunuz
gercekten?
-         Evet. Hem de nasil tahmin bile edemezsin. Ve
lutfen artik bana "siz" demekten de vazgec. Ben
deminden beri "sen" diyorum. Sense inatla "siz ".
-         Ozur dilerim ama bu benim yapimdan
kaynaklanan bir durum. Tanimadigim insanlara sen
diyemem ...ve sizi de tanimiyorum .
-         Tani o zaman Eda, birak gecmiste olanlari ve
beni tani lutfen.
-         Efendim?

Daha ilk kelime agzindan cikar cikmaz pisman olmustu
ama cok gecti artik. Saniyenin yarisi kadar gec......

-         Neden geldiniz buraya? Hem de gecenin bu
saatinde? Sizi tanimam gerektigini soylemek icin mi?

Genc kadinin golgede kalan yuzune bakti Sencer.
Gozlerini tam olarak goremediginden o  gozlerden neler
gelip gectigini de anlayamiyordu ve bu onu fazlasiyla
rahatsiz ediyordu. Cok kisa bir an dusundu ve artik
yillardir bekledigi bu firsati en durust sekilde
degerlendirmeye karar verdi. Bu gece ya hersey
hallolacakti ya da sonsuza kadar kaybolup gidecekti.

-         Geldim cunku bugun secmelerde ordaydim.
Petrucchio'yu ben oynayacagim
-         Biliyorum.
-         Sen de Katerina'yi ......
-         Dogru beni secmisler....
-         Oynayacak misin peki?
-         Bilmiyorum . Karar vermedim henuz.
-         Neden peki Eda? Neden benimle ayni oyunda
oynamaktan kaciyorsun surekli?
-         "Surekli" fazla abartili bir kelime degil mi
sizce de? Sadece bir defa yaptim onda da kendimce cok
gecerli bir nedenim vardi.
-         Neydi peki o neden?
-         Siz.
-         Hani benden nefret etmiyordun?
-         Sizin yuzunuzden derken soylemek istedigim
sizden nefret edisim degildi ki....Sizden nefret
etmedigimi daha once de soyledim. Bu fikre neden bu
kadar takilip kaldiniz ki siz?
-         Yillardir bu dusunceyle yasiyorum birden
bire tersine inanmak zor oluyor ne yapayim? Madem
nefret degildi neydi peki sebep?
-         Sizdiniz. Sizin oyun gucunuzdu. O zamanlar
bile cok iyi bir oyuncuydunuz. Ve ben de daha bir
comezdim. Ilk basrolum olacakti ama karsimda sizin
olacaginizi ogrenince korktum acikcasi. Size es bir
oyun cikartmama imkan yoktu ve vazgectim. Evet
nedenini sorduklarinda sizin yuzunuzden oldugunu
soyledim ama aklima hic sizden nefret ettigimi
dusuneceginiz gelmemisti, ozur dilerim. Gercekten ....
-         Peki ya bu sefer Eda? Yine kacacak misin
benden? Benimle oynamaktan hala korkuyor musun?
-         Bilmiyorum . İnanin ki bilmiyorum. Burda
oturmus butun gece boyunca  ne dusundugumu
saniyorsunuz? Kate hayatimin ruyasi ama karsimda siz
olunca.......
-         Korkma, lutfen, benden korkma. Eger kabul
edersen istedigin kadar prova yaparim seninle. Soz
veriyorum.
-         Neden sizin icin bu kadar onemli? Bu rolu
kabul etmem yani?

Iste simdi tam sirasiydi her seyi aciklamanin ama yine
de korkuyordu Sencer. Ya soyledikleri ters etki
yaparsa? Ya tam her sey yoluna giriyormus gibi
gorunurken yine kaybederse onu? Uzun uzun bakti genc
kadinin gozlerine ama yine golgedelerdi , goremiyordu
onlari. Bu durumdan giderek daha fazla rahatsiz olmaya
baslamisti ve bir care bulmasi , soyleyeceklerini o
gozlerde yaratacagi degisimi gorerek soylemesi
gerekiyordu. Yavasca kalkti yerinden. Elini uzatti
Eda'ya. Bir an tereddut etti genc kadin ama yavasca
uzanip tuttu Sencer'in elini. Yillardir ozlenilen bu
ilk temasin etkisine kendisini kaptirmamak icin cok
caba harcamasi gerekti genc adamin ama basardi.
Kendine dogru cekip kaldirdi Eda'yi yerinden. Altinda
oturduklari mese agacinin dallarina asili lambalardan
birinin yakinina goturdu , gozlerini rahatca
gorebildigini gorunce de derin bir nefes aldi ve
hayatinda yapacagi belki de en onemli konusmalardan
birinde kendisine yardim etmesi icin tanriya siginip
konusmaya basladi.

-         Rolu kabul etmen degil onemli olan Eda. Esas
onemli olan sensin. Sen, anliyor musun beni? Yillardan
beri hep icimde yasattigim sensin. Ilk karsilastigimiz
gun eger kendime gelmezsem bana vuracagini soylemistin
ya, aslinda bilmeden , fiziksel olmadan vurdun sen
bana o gun Eda. Oyle bir darbe indirdin ki......Butun
hayatimi etkiledi.  Beni ikiye boldu. Bir Sencer vardi
o gune kadar , gercekten de senin soyledigin gibi
tahammul edilmez bir Sencer. Ama o gun, sen bana
dokunmadan , beni benligimin en derin kosesine ittin.
Orda gunlerce kaldim. Kendimle savastim durdum. Yavas
yavas yendim o bencil , ukala, simarik adami ve yeni
Sencer dogdu o ic hesaplasmasindan. Ama cok onemli bir
seyi kaybetmis olarak dogdu. Bana dogru yolu gosteren
seni kaybetmistim. O gunden sonra hep sana yaklasmaya
calistim ama bir bakisinla uzaklastirdin beni her
seferinde. Benden nefret ettigini dusunerek kac geceyi
uykusuz, kac gunumu harap , yikik gecirdigimi bir
bilsen..... Ama hic yilmadim, bir gun beni , yeni
Sencer'i taniyabilmen icin ayakta durmaya mecburdum,
durdum da....Sensiz ama hep seninle.....Evlenene kadar
hep yasattim o umudu ama sonra.....evlendin ve gittin.
Tiyatroyu da birakinca........yikildim anliyor musun?
Seni tek gorebilme, yaklasabilme umudum da yok olmustu
cunku....artik devasiz bir hasta gibiydim. Sonra yine
sen yol gosterdin bana. Evet, bakma bana oyle, senin
hep aklimda olan o gulusun yol gosterdi.....Neden
yillardir deliler gibi calisiyorum saniyorsun? Neden
en zor oyunlari kabul ettim sence? Hep senin
yuzunden.. Her an gundemde olup kendimi sana
unutturmamak icin. "Bu da bencilce", diyorsun ,
goruyorum gozlerinden. Evet, belki de oyle ama ne
yapayim, baska carem yoktu. Baskasiyla evli olan bir
kadina asiktim. Benden nefret eden bir kadina. Tamam,
nefret ettigini sandigim bir kadina.....Sonra bir
mucize oldu... Bu sabah hic beklemedigim bir anda ,
birden sahnede belirdin.....ve iste burdayim.
Burdayiz. Evine geldim cunku yine benim yuzumden rolu
kabul etmemenden korktum. Gelip seni bir sekilde bu
rolu kabul etmeye ikna etmem gerektigini dusundum.
Dusunmedim. Inandim, hala da inaniyorum. Kapiya kadar
gelip , neden geri dondugumu sormustun ya
demin....Cunku hala evli olup olmadigini bilmiyordum.
Hos simdi de bilmiyorum ya....Bu saatte kocana ne
diyecektim? "Karinizi cok seviyorum ve onunla bu
oyunda beraber oynayamazsam , beni , gercek Sencer'i,
kendi yarattigi erkegi asla taniyamayacak ve ben buna
artik daha fazla dayanamayacagim" mi ?  Senin evdeki
huzurunu kaciracak bir harekette bulunamazdim. O
yuzden de geri dondum. Sonra bir mucize oldu ve sen
beni almaya geldin.... Karsima her cikisin bir mucize
etkisi yapiyor ustumde zaten.....Gulme lutfen. Dogru
bu......baksana su halime deminden beri konusuyorum
oysa yillardir hep seninle ilk karsilasmamizda neler
soyleyip seni nasil etkileyebilecegimi dusunup durdum.
Prova bile yaptim her cumleyi ama bak simdi hic biri
aklimda degil.  Tanrim o tek kasini kaldirip , soru
soran bir ifadeyle bakmana bayiliyorum. Ozur dilerim
ama oyle .....Of, cok konustum farkindayim, aslinda az
bile konustum, daha yillardir icimde birikenlerin bir
satirini bile soyleyemedim..... Lutfen Eda , lutfen
bana bir sans ver.....Sana kendimi tanitip sevdirmem
icin bir sans ver....

Butun duygulari kalbinden dokulup etkileri Eda'nin
gozlerine yansirken hala ellerini tutmakta oldugunu
farketti Sencer. Bir seyin daha farkindaydi Eda'nin
gozlerinde parlamaya baslayan yaslarin.....Onu
kollarinin arasina almak, yillarin ozlemiyle simsiki
sarmalamak,akmak uzere olan gozyaslarina
kendininkileri de katmak, Eda'yla beraber sel olmak,
caglamak   arzusuyla yandi bir an benligi ama
korkuyordu yine de Sencer . Eda daha agzini acip tek
kelime bile etmemisti...

-         Sen , dedi sonunda, sen bunca yil benim
yuzumden mi aci cektin?

Gokyuzunden ay yere inmis,  ayaklarinin altina
serilmis, melekler isil isil yildizlari etrafina
serpistiriyormus gibi geldi Sencer'e o anda. Dunya
donmesini unutmus, zaman da durmustu sanki
...."Siz"den "sen " e terfi edisinin sevincine genc
kadinin gozyaslarinin serinligi eslik etti.

-         Evet, dedi , ama bir anindan bile pisman
degilim inan. Lutfen bir daha bana sakin siz deme olur
mu?
-         Demem, bu kadar aci cekmesine neden oldugum
bir insan bana yabanci olamaz artik....
-          O insan sana yabanci olmak da istemiyor
zaten. Senin en yakinin olmak istiyor Eda. Birak ,
lutfen izin ver bana...
-         Ben , ben buna hazir degilim , hem
evliligim........

Birden ay eski yerine cikti, yildizlar kayboldu
etrafindan. Dunya aci gercegiyle hizla donmeye , zaman
ise butun acimasizligiyla akip gitmeye basladi Sencer
tutunmak icin bir destek aradi gozleriyle.....Butun o
duygu firtinasinin icinde savrulurken genc kadinin
kocasini nasil da unutmustu. Demek hala
evliydi.....tanrim.........

-         Ben, ben cok ozur dilerim Eda. Birden
unuttum, halbuki yillarca bunu kendime tekrarlayip
durmustum, ben , ben inan ki, of ne diyecegimi
bilmiyorum....cok uzgunum...
-         Bosandigim icin mi uzgunsun?
-         Yani ben asla senin evliligini tehlikeye
sokacak bir sey....
-         Sencer bosandim ben, bir ay oluyor nerdeyse.
-         Yani, sen , simdi, gercekten mi? Yanilmadim
yani, tiyatroya o yuzden donuyorsun degil mi?
-         Sanirim evet, . Bir cesit kacis olacak benim
icin. Gecirdigim o zorluklarin biraktigi izlerden
kurtulmaya calisacagim belki de...Malum calismak en
iyi ilac degil midir?

Her sey eski yerini aldi yine. Yildizlar etrafinda, ay
ayaklarinin altindaydi . Ama yine de hosuna gitmeyen
bir seyler vardi. Sevdigi kadin cok mu aci cekmisti
bir baskasini severken?

-         O kadar mi kotuydu Eda?
-         Hayir, degildi, cok guzel gunlerimiz de oldu
ama , o eski duygulari, heyecani, birbirimizi
kaybettik . Cok cabaladim "eskisi gibi olur mu?"  diye
ama olmadi. Sonunda baktik ki saygiyi da kaybetme
tehlikesi var ufukta ..........En dogru karardi bu
bizim icin ama gec kalmis bir karar,  o da ben de cok
yiprandik son bir yilda.....
-         Hala seviyor musun Akin'i?

Sorulmasi cok zor bir soruydu bu Sencer icin. Ama
cevabini beklerken gecen saniyeler daha da dayanilmaz
geldi genc adama.

-         Hayir, artik sevmiyorum . Uzgunum Sencer ,
seni de uzmek istemiyorum ama hic kimseyi sevemeyecek
kadar yorgun kalbim.
-         Hayir, uzulme lutfen, inan su an bile benim
icin o kadar ulasilmazdi ki......Senin beni sevmiyor
olusun hic onemli degil su anda Eda. Birakalim hersey
oluruna varsin. Yeter ki senin yaninda olmama izin
ver.
-         Ama bu da zor olmaz mi senin icin. Yani ,
demek istiyorum ki, sen beni.....

Cumlesini tamamlayamadi Eda. Soyleyemedigi ama
Sencer'in anladigi , yanaklarini yakan, gozlerini
dolduran duygulara ne zamandir uzakti  ve simdi bu
genc adam , gecmisten gelip , karsisina geciyor  ve "
ben yillardir seviyorum seni, birak sadece bir arada
olalim , zamanla belki sen de beni seversin" mi
diyordu gercekten ? Sahiden askin o kadar sabri var
miydi?

Sencer elini uzatip Eda'nin yanagina dokundu
parmaklarinin ucuyla. Alev alev yaniyordu genc kadinin
teni.

-         Utanma , dedi, sevgimde utanmana neden
olacak hic bir sey yok. O sadece senin. Istesen de
istemesen de....O kadar uzaktin ki bana, seni sensiz
sevmeye alismistim. Simdi benim icin de cok farkli
olacak. Seni, seninle sevmeye alismam gerekecek. Ama
eger izin verirsen basaririm... Izin verir misin Eda?
-         Sencer sana hic bir sey icin soz veremem. O
kadar hirpalandi ki yuregim... Korkuyorum artik
sevmeye ... Neler yasadigimi bilmiyorsun, ne acilar
cektigimi. Oyle buyuk bir askla evlenmistim ki.....Ama
sonra ... bitti iste...tukendi....... Belki de ben
sevmeyi beceremeyen bir kadinim.

Artik daha fazla uzak kalamayacagini anlayinca uzanip
, genc kadini kollarinin arasina aldi Sencer. Yaslarla
islanmaya baslayan yuzunu kendi gogsune
bastirdi......."Baska bir baslangic yapmak gerek "
diye dusunuyordu ,  yeni bir baslangic.

-         "Istersen" , dedi  artik kendisinden de
akmaya baslayan gozyaslarina engel olmaya bile
calismadan, ama genc kadini kendinden bir santim bile
uzaklastirmadan,  "sanki bugun secmelerde tanismisiz
gibi yapalim, oncesi yokmus gibi, daha mi kolay olur
senin icin?"

Gogsunde gulumsedigini farketti Eda'nin. Lutfen , diye
dua etti , lutfen bunun daha milyarlarca tekrari
olsun.....

-         Hayir, oyle yapmayalim bence. Gecmisi
silemeyiz ki.....O bizimle beraber gelecek nasil
olsa....En iyisi, biz gibi olalim yine. Ayni anda iki
oyun oynamak zor olur. .....
-         İki oyun mu?
-         Evet, hem Kate'i, hem de seni tanimayan
yeni Eda'yi oynayamam.
-         Kabul ediyor musun? Kate'i oynamayi kabul
ediyor musun? Eda gercekten oynayacak misin Kate'i?
-         Bagirma oyle, nefesini provalara sakla.
Unutm aistedigim kadar prova yapma sozu verdin
bana.........
-         Asla, asla unutmam, sen ne zaman , nerde
istersen. Yeter ki oyna Kate'i. Bunu benim icin ya da
kendin icin, ya da ne bileyim kimin icin olursa olsun
yap. Oyna da kimin icin oldugu onemli degil pek.
-         Oynayacagim ve bunu sirf senin icin
yapmiyorum. Benim de ihtiyacim var Kate'e.
-         İnan bana benim kadar ihtiyacin olamaz
Kate'e.

Eda kendini Sencer'in kollarindan kurtardi
usulca....Gozlerinin icine bakarak "Hic bir sey icin
soz veremem sana , biliyorsun " dedi.

Biliyordu Sencer ama, askinin gucunu de biliyordu.
Elbette , genc kadinin yureginde acilan yara
kapanacak, sizisi azalacak ve yeni bir sevgiye hazir
olacakti. Ve o an yaninda olacakti Sencer. Tipki o ana
kadar her ihtiyac duydugunda genc kadinin yaninda
olacagi gibi.....

-         Uykun gelmedi mi ? diye sordu Eda.
-         Hayir, ya senin?
-         Hic hem de......Biraz daha sarap icmek ister
misin ?
-         Evet, lutfen varsa cok iyi gelecek simdi.
Hem konusulmasi gereken cok sey var daha.
-         Farkindayim , ve daha gunesin dogmasina da
cok var.
-         Zamani iyi degerlendirmek gerek o zaman ,
degil mi?
-         Haklisin ben en iyidi gidip su sarabi
getireyim.

Eve dogru uzaklasan genc kadinin ardindan bakti.  O
iceri girince sezlonguna oturup, arkasina dayandi ve
gozlerini kapatti. Bir an panige kapildi ,  ya
gozlerini acinca  kendisini kendi terasinda bulursa ,
ya butun bunlar sadece bir dusse. Elini gogsune
goturdu. Gomlegi hala islakti. Dus degildi , Eda'nin
gozyaslarini tasiyordu gogsunde, askiyla carpan
kalbinin tam ustunde.......Cimenlerin ustunde ayak
sesini duyunca gozlerini acip sevdigi kadinin
yaklasmasini seyretti...... Gulumsemesine aydan daha
parlak bir gulumsemeyle karsilik veren Eda'yi

-         Iyi gunler Kate, isittigime gore adin
buymus, diyerek karsiladi.


Anda E. AK

23/07/2001, Istanbul