MAVİ BİR MASAL ANLAT BANA....... 


Işık, ince mavi tülün ardından yansıdı Burcu'nun 
aydınlık ve çocuksu yüzüne.Yanaklarında mavi gölgeler oynaştı .gözlerinin 
nehir rengiyle buluştu ışık.İnce,mavi tül perdeyi kenara topladı Burcu.günün 
bütün güneşini gözlerine hapsetti.uzun uzun güneşin parıltılarını izledi.ve 
odasının içindeki ışık oyunlarını.
Uzandı pencereyi açtı.gün ışığı böylesine odasındayken.günün serinliğini de 
yüzünde duyumsamak istedi.Uzun kumral saçları omuzlarına dökülüyordu 
şelaleler gibi.bir tutam saç aldı eline,parmaklarına doladı.oynadı oynadı 
farkında olmaksızın.bu kocaman evin içinde böylesine kimsesiz olmak yüreğine 
zehir tadında bir ağırlık saldı.
Kalabalık ve sesler içindeyken.sevgilerle sarmaş dolaşken.şimdi 
sevgisiz,kimsesiz,sevdasız kalakalmıştı.Bir bir çekilmişlerdi tüm 
sevdikleri..ansızın derin bir uykunun kollarında vermişti tüm insanlarını 
toprağın soğuk ve karanlık koynuna.
Derin bir off çekti.güneşe bakmaktan gözleri 
yaşarmıştı,acımıştı.''Olsun,acısın'' dedi.''Ruhum böylesine 
acırken,gözlerim,bedenim acımış ne çıkar''.
Çocuklar hemen pencerenin önündeki kaldırımda ip atlıyorlar,şarkılar 
söylüyor,minik kahkahalar atıyorlardı.Burcu perdeyi iyice çekip 
açtı.ellerini çenesine dayadı ve çocukları izlemeye koyuldu.Yüzündeki mavi 
gölgeler çocukların yüzüne de düştü..gülümsemelerine oturdu 
mavilikler.hatırına bir şarkı düştü birden.Çocukluğunda bir komşu teyzeden 
duyduğu ve o gün bugündür hatırında olan..ve nece olduğunu bile bilmediği 
bir şarkı.
''çiç çin çaylemen ,minçi minçi se,yuvatrit vilitrit,vili vili ve.noçop 
rokopo ..mındır şındır şo'' farkında olmadan yüksek sesle söylemişti.Birden 
çocukların pür dikkat yüzlerine düşen mavi bir ışıkla kendisini 
dinlediklerini gördü.gülümsedi.''birden aklıma geldi'' diyebildi..çocukların 
hoşuna gitmiş ve onlara da öğretmesini istiyorlar dı 
Burcu'dan..''elbette,neden olmasın'' diyebildi..
sokağın bütün çocukları Burcu'nun penceresinin önüne doluştular..yüzü 
aydınlık ve kocaman bir gülümseme ile sarmalandı.''çin çin çaylemen''..
Hep birlikte söylemeye başladılar..kimbilir o komşu teyze bilseydi yıllar 
öncesinden bugünlere taşınacak bu çocuk şarkısı..çocuklar öğretecekler 
birbirlerine..bilmeyenlere..
''Emine teyze eğer yaşıyorsan kulakların çınlasın'' diye geçirdi içinden 
Burcu.''yok eğer toprağın koynunda isen..duy bu şarkıyı.yıllar önce eski 
ahşap evlerin sıralandığı bir sokakta çocuklara söylediğin ve ne anlama 
geldiğini bile bilmediğim şarkıyı''.
Burcu ince mavi tül perdeyi örttü.çocuklar oyunlarına geri döndüler.Burcu 
günlüğünü eline alıp masanın başına geçti.Kurşun kalemleri severdi.Zaman 
içinde kurşun kalemle yazdığı yazıların hafif silinmeye başladığını görmek 
hoşuna giderdi.Anıların da zaman içinde silinmeye başladıkları 
gibi.sayfaları ağır ağır çevirdi.O kadar uzun zamandır yazıyordu ki.. 
defteri artık yıpranmıştı.Mavi bir sayfa çekti dikkatini.iki yıl kadar önce 
yazılmış bir sayfa.
Mavi kuru boya ile tamamen boyanmış ve üzerine yine kurşu kalemle bir kaç 
satır düşülmüş.''ben o mavide kaldım,o kayada ve o güneşte kaldım.tam 
orada''..gözleri satırlara takılı kaldı.saatlerce öylece masanın başında hep 
aynı mavi sayfada uçsuz bucaksız mavilerde kaldı Burcu.
Kapının ziliyle fırladı yerinden..yüreği ağzına gelmiş neredeyse bayılacaktı 
korkudan.mavi bir düşten uyanmanın sarhoşluğu ile kapıyı zor buldu.Güneş 
çoktan çekilip gitmişti odadan,evin içini loş bir yalnızlık ve kocaman bir 
sessizlik kaplamıştı.''kim o''dedi ama kendi sesini bile zor duydu Burcu.
''Burcu aç kapıyı ben Akın''.yavaşça kapıyı açtı Burcu.Akın'ın boynuna 
sarıldı ve gözlerinden Akın'ın yanağına mavi bir katre 
düştü.Kalanlardan.gitmeyenlerden biriydi Akın.Bütün geçmişini bilen 
Burcu'nun.ilk flörtünü..ilk çocukluğunu,ilk gençliğini.sokaklarda Burcu'yu 
diğer çocuklardan koruyan..ondan birkaç yaş büyük olmasına rağmen neredeyse 
kendi çocukluğunu unutacak kadar Burcu'yu gözeten.
Salona geçtiler.Burcu lambayı yaktı, masanın başına gidip mavi sayfayı 
kapattı.Mutfağa geçip ocağa çay suyu koydu ve Akın'ın yanına geri 
döndü.Kurşun kalemini uzun kumral saçlarına toka gibi iliştirdi.''Kim kaldı 
Akın?sen ben ve anılarımız''.Burcu'nun gözleri uzun zamandır sehpanın 
üzerinde duran boş bir kahve fincanına ilişti.Kaldırıp mutfağa götürememişti 
o fincanı.Heryer toz içindeydi de gücü yoktu hiçbir şeye.Yüreğinin yerinde 
mavi bir taş yaşıyordu sanki.öylesi ağır ve can yakan.
Akın sesini çıkarmadan bir sure Burcu'yu izledi.Onu kendinden çıkartmak 
istemedi.zaten Burcu'da kendinden çıkmamak için direniyordu.
''hadi Burcu üzerine bir ceket al dışarı çıkalım,çayı dışarıda 
içelim''.Burcu gözlerini fincandan geri aldı Akın'I ilk kez görmüş gibi 
toparlandı.Saçlarından kalemi çekti çıkarttı..mutfağa geçip ocağın altını 
kapattı.Yatak odasından mavi ceketini aldı ve salona geldi.Akın ayağa 
kalkmış kapının önüne gitmişti bile.Burcu mavi spor ayakkabılarını ayağına 
geçirdi.Çıktılar.
Akın eski ve öksürür gibi sesler çıkaran arabasının motorunu 
çalıştırdı.''nereye gitmek istersin Burcu?''....
....
''Bilmem!!''.hava karanlık bir mavi örtünün altına gizlenmişti.Yokuşa 
çocukların sesleri olmayınca mavi bir hüzün serilmişti.nehir gözlerinin 
yaşını elinin tersi ile sildi Burcu.Akın radyoyu açmış kanal arıyordu.
''iki yitik hasret,iki parça can'' notaları döküldü Burcu'nun ve mavi 
karanlığın kucağına.araba yokuştan ağır ağır indi öksüre öksüre..
Burcu arabanın camını sonuna kadar açtı ve başını camdan dışarı uzatıp derin 
bir nefes çekti yorgun ciğerlerine.Saçları camdan dışarıya 
savruluyordu.yüzüne deniz kokusu vuruyordu.Deniz çok yakındı.şarkı bitti.Bir 
diğeri başladı ''içimdeki şarkı bitti''.arabanın motoru sustu.''Hadi Burcu 
inelim'' dedi Akın.
Burcu arabanın kapısını açtı.radyoya dönüp baktı,camı kapattı ve indi.Bir 
deniz kıyısındaydılar..deniz bütün karanlığına inat kendini yakamozların 
ışıltılı kollarına bırakmıştı.
Akın Burcu' ya elini uzattı ve kıyıya atlamasına yardımcı oldu.Kumların 
üzerinde küçük ahşap sandalyeleri olan bir kahveye gelmişlerdi.Burcu mavi 
spor ayakkabılarını çıkarttı ve serin kumlara çıplak ayakları ile basarak 
denize en yakın masaya yöneldi.Sandalyeye oturdu ve ayaklarını deniz ile 
buluşturdu.Akın gülümsedi ve oda aynısını yaptı.Akın' da ayaklarını suya 
bastı.
Küçük esmer çocuk bildik bir hareketle hemen iki çay getirip bıraktı 
masaya.Harika kokuyordu ..Burcu bir yudum çay aldı bardaktan.Akın sigara 
uzattı Burcu 'ya .ve cebinden bir kibrit çıkarıp yaktı sigarasını.Burcu 
başını yukarıya çevirdi..yıldızlar ayağının altındaki kumlar kadar çok ve 
yine o kumlar kadar parlaktılar.Kendini yıldızların ve kumların arasında 
sıkışıp kalmış gibi hissetti.''Peki ben neyim?''.sesli çıkmıştı düşüncesi 
ağzından.Akın Burcu'ya baktı uzun uzun.ve ondan bir avuç kum almasını istedi 
denizin içinden.Burcu oturduğu yerden eğildi bir avuç kum çıkarttı 
denizden.Parmaklarının arasından kayıp gidiyordu kumlar.çok az kalmıştı.Akın 
''şimdi avucunu aç Burcu'' dedi ''ve bana ne gördüğünü anlat''.Burcu 
avucunda kalan azıcık kuma baktı.Karanlıkta seçebildiği ise pırıl pırıl 
parlayan bir yıldızdı kumların arasından.
''yıldız görüyorum Akın.kumların içinde görebildiğim sadece bir 
yıldız''.Burcu başını gökyüzüne çevirdi,kumlar gibiydi yıldızlar.Akın 
''gökten bir yıldız düştü denize,karıştı kum kardeşlerine ve sen payına 
düşeni seçtin Burcu''..
Burcu kum ve yıldızlı elini saçlarına götürdü ve yıldız saçlarına takılı 
kaldı.Yüzüne mavi yansımalar indi saçlarından..ve o mavi yansımalar denize 
doğru akıp yakamozla kucaklaştılar.
Ay göz kırpıyordu yüzünde hafif bir gülümseme ile.yıldızlar ilahiler 
söylüyorlardı sanki.Kahvenin eski radyosundan cızırtılı bir karşı kıyı 
kanalı karışıyordu geceye.
Burcu'nun ayakları üşüyordu çekip alamıyordu denizin içinden.çaylar 
bittikçe yenileri geliyordu ayrımında bile değillerdi kaçıncı bardağı 
içtiklerinin.
''Mavi bir masal anlat bana Akın''.
Akın gözlerini aydan aldı ve ayın mavi ışığı gözlerine bebek 
oldu.''gözlerime bak Burcu,göreceksin o masalı''..Burcu'nun nehir gözleri 
Akın'ın mavi ışıltılar saçan gözlerine takılı kaldı..''Bir varmış bir 
yokmuş.''diye söze başladı Akın'ın mavi ışıltılar saçan gözleri.
İnce mavi tül perde gözlerinin önünden sonsuza dek açıldı 
Burcu'nun.çocukların seslerini kendine kattı.yüreğindeki mavi taşı çıkarıp 
aldı eline ve denizin en uzak kuytularına fırlattı.ve yerine mavi minik 
çiçekler koydu .Mine çiçekleri..kırılgan,ince,hassas .
Sonra mavi bir gülümseme geldi çocuksu yüzüne.yıllar önce bir şiir 
yazmıştı.Nasıl dı?
Hah evet şöyle başlıyordu.Akın suskun onu izliyordu.
''küskün ,boynu bükük.mine çiçekleriydi gözlerin.ellerin yasemin miydi,fulya 
mı,nergis mi?Anımsamıyorum.Kırılgan çiçek gibiydi kalbin,koklayınca 
soluverenden.unuttum saçlarını..siyah mıydı,sarı mı,kahve mi?.tek bildiğim 
mine çiçekleriydi gözlerin.Öptüm!!!dudaklarımda kaldı rengin''..
Burcu'nun yüreğinden mine çiçekleri hücum etti gözlerine.Akın elini 
Burcu'nun gözlerine götürdü.gözyaşını silmek istedi.Sildi de.
Akın'ın avucunda bir minik mine çiçeği ''merhaba''dedi.mavi bir masalın 
satır aralarına.Birbirlerine bakıp gülümsediler.zaman akıp gitmiş gece 
gündoğumuna gebe kalmıştı bile.Onlar ermiş muradına biz çıkalım aydınlığa...

EGEM UĞUR
SEVGİYLE KALIN...MAVİ SEVGİLERLE...